Milli Edebiyat Zevk Anlayışını Sürdüren Şiir

Milli edebiyat döneminde oluşan Beş Hececiler grubu ve onlara  benzer şairlerin oluşturduğu bir anlayıştır. Memleket manzaralarıyla ilgili söyleyişlere yer verdiler. Milli edebiyat döneminde ortaya çıkan memleket edebiyatı anlayışını sürdürmüşlerdir. Şiirlerinde Anadolu ve Anadolu insanını anlatmaya çalışmışlardır. Milli hisler ön planda tutulmuştur. Şiirlerinde halk arasından seçilmiş sıradan insanlara yer verdiler. Şiirde hece ölçüsünü Halk edebiyatı nazım biçimlerini sade bir dille kullandılar. Cumhuriyetin ilk yıllarında en parlak dönmelerini yaşadılar. Temsilcileri: Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç Kemalettin Kamu, Arif Nihat Asya, Ahmet Kutsi Tecer, Zeki Ömer Defne, Orhan Şaik Gökyay Ömer Bedrettin Uşaklı Arif Nihat Asya İlhan Geçer Yavuz Bülent Bakiler Şukufe Nihal Behçet Kemal Çağlar Zeki Ömer Defne Bu anlayışın Şairlerinden birkaç örnek şiir: MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI Yediyordu Elif kağnısını Kara geceden geceden Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar İnliyordu dağın ardı yasla Her bir heceden heceden Mustafa Kemal´in Kağnısı derdi kağnısına Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik Nam salmıştı asker içinde Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü Doğrulmuştu yola, önceden önceden Öküzler getiriyordu Elif kağnısını Kara geceden geceden Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar İnliyordu dağın ardı yasla Her bir…

Yedi Meşaleciler

Servet-i Fünun Dergisinin 22 Mart 1928 tarihli sayısında Yedi Meşale isminde bir kitap çıkaracaklarını ilan ederek başlamışlardır. Kitap Nisan ayında piyasaya çıkar ve büyük ilgi görür. Kitaba yazılan ön sözde edebi alanda neler yapacaklarını anlatılır. Kitapta her ismin bir bölümü bulunmaktadır. 1935’lere kadar hemen hemen aynı düşünceleri sürdüren Yedi Meşaleciler daha sonra kendi sanatsal kimlikleri doğrultusunda ilerlemişlerdir. Türk Edebiyatının asırlarca doğu edebiyatını, Tanzimat’tan sonra da Batı edebiyatını taklit ettiğini öne sürerek artık kendine dönme vaktinin geldiğini öne sürerler. Yedi Meşalecilere göre Türk Edebiyatı’ndaki asıl eksiklik, canlılık, samimiyet ve yeniliktir. Ferdi duygulardan uzaklaşılması gerektiğini savunan Yedi Meşaleciler bunları eserlerine yansıtamadılar. Yedi Meşaleciler, Milli Edebiyat şairlerine ve Beş Hececilere tepki olarak bu akımı oluşturmuşlardır. Yalın, kolay anlaşılır, düz anlatımlı, milli temalarla dolu bu şiir anlayışına karşı çıkmışlardır. Yedi Meşalecilerin şiir beğenilerine Faruk Nafiz Çamlıbel ve Necip Fazıl Kısakürek hâkimdir. “Canlılık, samimiyet ve daima yenilik” sloganıyla hareket etmişlerdir. “Sanat, sanat için olmalı.” anlayışını benimsediler, konuları alabildiğine genişletmek istediler. Saf şiir anlayışını benimsemişlerdir. Olaylara daha gerçekçi yaklaştılar; iç dünyalarına, eşyaya izlenimci bir ressam gibi baktılar. Sürekli yenilik için buluş adını verdikleri yeni söyleyişlerin arayışı içine girdiler. Şiirlerde duygu ve hayalden çok gözlemi dile getirdiler. Heceyi geliştirmeyi amaçladılar. Verlaine, Mallerma gibi Fransız şairleri örnek aldılar….

Öz (Saf) Şiir Anlayışını Sürdüren Şiir

Fransız şair Paul Valery’nin ‘’Şiir dili her şeyin üstündedir.’’ Görüşünden hareketle Divan şiirinin biçimsel yapısından da etkilenerek geliştirilen ortak bir şiir anlayışıdır. Saf şiir anlayışı Ahmet Haşim’in ‘’Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar’’ adlı makalesiyle başlamıştır. Milli edebiyat döneminde Ahmet Haşim ve Yahya kemalin başlattığı anlayış Cumhuriyet edebiyatında da devam etmiştir. Şiirde ahenk; söyleyiş tarzı, ritim, kafiye vb. ile sağlanır. Sanat ve şiir her şeyden önce bir biçim sorunu olarak algılanır. Amaç okurda estetik bir haz oluşturmaktır. Şiirde yerli ve mahalli unsurlara fazla yer verilmez. Şairler, düşsellik, bireysellik ve içsellik gibi özellikleri benimserler. Daha çok sembolizm akımından etkilenilmiştir. Simgecilik, bireysellik, ruh, ölüm, rüya, renkler, mitolojik unsurlar ve yansımalar şairlerde görülen başlıca ortaklıklardır. Şiirlerini anlaşılmak için değil duyulmak için yazarlar. Şiirde öğretme amacı güdülmez. Amaç güzel şiir yazmaktır. Sanat sanat için anlayışı hakimdir. Şiir soylu bir sanat olarak kabul edilir. Her şairin kendine has bir imge düzeni vardır. Özgünlük ve yaratıcılık amaçlanmıştır. Şiirde musikiye yakın bir söyleniş görülür. Dil günlük dilin kalıplarından uzaklaştırılmıştır. Ağırlıklı olarak aruz ölçüsü ve sonra hece ölçüsü ve serbest ölçüyle yazılmış şiirler de vardır. Şair rahat şiir yazarak dilde saflaşmaya ulaşır, düşüncesi benimsenmiştir. Temsilcileri: AYMANA CeFA ÖZ diye akılda kalabilir. Ahmet Haşim Yahya Kemal Behçet Necatigil Ahmet Hamdi Tanpınar Ahmet…

Behçet Necatigil’in ”Sevgilerde” Şiirinin Tahlili

                                                                                                                 SEVGİLERDE Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz)   Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi  Kalbinizi dolduran duygular  Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı. BEHÇET NECATİGİL GİRİŞ Behçet Necatigil (1916- 1979) yılları arasında Türk şiirine kendi damgasını vurmuş önemli şairlerimizdendir. Şiir evrenini ilk olarak Garip çizgisinde şekillendirmiş ve daha sonra halk edebiyatı, divan şiiri ve Batı şiirinin özellikleri ile besleyerek, güçlü şiirler vücuda getirmiştir. Kendine has bir üslup dünyasına sahip olan Behçet Necatigil kulaklarımızda ve zihnimizde ayrı bir tat bırakan birçok şiirin altına imzasını atmıştır. Şiirlerinde oluşturduğu yeni çağrışım yumakları onun dili ne kadar titizlikle kullandığının bir göstergesidir. Şairimizin oluşturduğu her çağrışım yumağı, anlam…