9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Ünite Konuları

Edebiyatın Tanımı Duygu, düşünce ve hayallerin sözlü ya da yazılı olarak güzel ve etkili biçimde anlatılması sanatına Edebiyat denir. Edebiyatın malzemesi dildir. Dili işler ve geliştirir. Edebiyatın amacı: Edebiyat, bir konuya açıklık getirmek ya da bilgi vermek amacıyla yapılmaz. Edebiyat, alıcıda estetik bir zevk oluşturmak, güzel hisler uyandırmayı amaçlar. Edebiyatta ne anlatıldığından daha çok nasıl anlatıldığı önemlidir. Edebiyat sanatının kurallarından, dil ve anlatım özelliklerinden yararlanılarak oluşturulan metinlere edebi metin denir. Edebiyatın ilişkili olduğu bilimler şunlardır: Edebiyat- Tarih ilişkisi Edebiyat- Coğrafya ilişkisi Edebiyat- Sosyoloji ilişkisi Edebiyat- Psikoloji ilişkisi Edebiyat- Felsefe ilişkisi 2.Edebiyatın Diğer Bilimlerle İlişkisi  Edebiyat, güzel sanatlardan biri olması yanında oluşturduğu sanatın kuralları ve ürünleriyle uğraşan bir bilim dalı olarak da değerlendirilebilir. Edebiyat, ürünlerini ortaya koyarken ve bu ürünleri incelerken çeşitli bilim dallarıyla ilişki kurar. a) Edebiyat ile Tarih Arasındaki İlişki İç içe girmiş olan bu ilişkiyi üç yönde inceleyebiliriz. Her edebî metnin, içinde oluştuğu tarihî bir dönem vardır ve edebî metinlerin hepsinde bu tarihî dönemlerin izlerini görmek mümkündür. Edebî metinlerin temasını tarihî dönemler etkiler, bu eserleri doğru yorumlayabilmek için o dönemin tarihî olaylarını iyi bilmekgerekir. Bazı edebî metinler, oluştuğu dönemin izlerini taşırken, bazıları da konusunu tamamen tarihî gerçeklerden alabilir. Bu tür metinler, tarihe ışık tutabilir, tarih bilimine kaynaklık edebilir. Göktürk Kitabeleri’ni bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Edebî eserler ve…

Edebi Sanatlar

A-GERÇEK ANLAMA DAYALI OLAN SÖZ SAATLARI 1-TECAHÜLİARİF(BİLİPTE BİLMEMEZLİKTEN GELME): *Şiirde anlam inceliği oluşturmak için bilinen bir şeyi bilmemezlikten gelme sanatıdır. *Tecahüliarifin olduğu yerde genellikle istifham sanatı da vardır? ÖRNEK: *Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz? *Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer? 2- TEKRİR(TEKRARLAMA): Anlamı etkili kılmak için bazı sözcük yada söz öbeklerinin yinelenmesidir. ÖRNEK: *Söz ola kese savaşı/söz ola kestire başı/söz ola oğlu aşı/yağ ile bal ede bir söz. *Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.   3-TENASÜP(UYGUNLUK): Anlam yönünden ilgili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır. ÖRNEK: *Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi *Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. (Yahya Kemal Beyatlı)   4-TELMİH(HATIRLATMA): Bilinen bir olayı, bir kişiyi veya bir durumu hatırlatma sanatıdır. ÖRNEK: *Leyla gelin oldu Mecnun mezarda/ bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda   (Leyla ile Mecnun hikayesine atıfta bulunulmuş) *Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi. (Bedir Savaşına atıfta bulunulmuş) 5- TEVRİYE: Birden fazla gerçek anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamını vererek uzak anlamını kastetme sanatına denir. ÖRNEK:…

Türkçenin Tarihi Gelişimi
9 Türk Dili ve Edebiyatı / Şubat 11, 2017

Türkçenin tarihi gelişimiyle ilgili dil tarihçileri özellikle metinlerle takip edilemeyen dönemler için karanlık dönem adını vermektedirler. İlk Türkçe Dönemi (Altay Dil Birliği Dönemi) Bu dönemle ilgili sadece teorik bilgilere dayanan çıkarımlar vardır. Türkçenin Altay dillerinden (Moğolca, Mançuca, Japonca) henüz birlikte olduğu zamanlardır.. Milattan önce 2 bininci  yıllara kadar  dayanmaktadır. Bu döneme Altay Çağı da denir     Ana Türkçe Dönemi Türkçenin bağımsız bir dil olarak Ana Altaycadan ayrıldığı tahmin edilen dönemdir. Hun, Avar, Hazar, Bulgar dil­lerinin Türkçeden henüz ayrılmadığı dönem olarak gösterilir. MS 1-5 yy. arasını kapsar. Bu dönemle ilgili yazılı kaynak mevcut değildir. Sadece Çin kaynaklarından öğrenilen bazı kelime­ler, ad ve unvanlar mevcuttur. Bundan sonraki dönemlere ait metinler, yazılı kaynaklardan takip edilebilmektedir. Türkçenin metinlerle ta­kip edilebilen dönemleri sırasıyla şöyledir:      Eski Türkçe Devresi (7-10. Yüzyıllar Arası) Türkçenin belgelerle takip edilen ilk dönemidir. Türkçenin bütün dö­nemleri birlikte değerlendirildiğinde hem ses ve biçim bilgisi hem de söz varlığı bakımından en saf ve duru dönemidir. Dilin gramer özelliklerini ve tarihî gelişimini tespit edebilecek çokça metnin bulunduğu bu dönemde Türkler, Türkçenin bu ilk yazı dilini kullanmışlardır. Eski Türkçe Dönemi’ne ait me­tinler; Köktürk ve Uygur metinleri olmak üzere iki grupta toplanır: (Not: Bazı kitaplar Eski Türkçe Dönemi’ni daha uzun almakta ve bu döneme Karahanlı…

Dil-Kültür İlişkisi
9 Türk Dili ve Edebiyatı / Şubat 10, 2017

Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan en önemli unsurdur. Dil, diğer insanlarla bütün ilişkilerimizde yardımcı olan, toplumsal bağlarımızı düzenleyen bir araç olarak hayatımızın her aşamasında ihtiyaç duyacağımız bir araçtır. Evde, okulda, sokakta, çarşıda, iş yerinde ve her yerde onsuz yapamıyoruz. Kültür ise bir ulusun tarihinden gelen ve kuşaktan kuşağa geçen her türlü maddi ve manevi unsurlardır. Kültür, bir toplumun duyuş, düşünüş ve yaşayış biçiminin oluşturduğu bir birikimdir. Kültür, bir toplumu diğer toplumlardan ayıran ayırıcı bir özelliğidir. Millî özgünlüğü en belirli olan kültür özelliğidir. Dil bazı insanların veya zümrelerin değil, bütün milletin ortak hazinesidir. Kişilerin üstünde, bir milletle alakalıdır.. Bütün bir milletin duygu ve düşünce hazinesidir. Bir milleti ayakta tutan, bireyleri birbirine yaklaştıran, sosyal hayatı düzenleyen ve sürekliliğini sağlayan, millî bilincini zenginleştiren bir unsur olarak dilin kültür yaşamındaki yeri çok fazladır. Dil öncelikle kültürel unsurların ortaya çıkması için ortam hazırlar. Kültür ve sanat etkinliklerinin çoğu dille gerçekleştirilen etkinliklerdendir. Bu bakımdan dil, kültürel faaliyetlerin oluşmasına katkı sağlar. Dolayısıyla kültür, dil tarlasında yetişen, olgunlaşan ve meyve veren bir ağaç gibidir.. Dil, kültür öğelerinin devamlılığını ve muhafazasını sağlar. Kültür öğeleri dille kayıt altına alınır.. Dil yoluyla çoğalır ve duyulur. Dil, kültürü aktarır, bir kültür taşıyıcısıdır. Bir milletin değer ölçüleri, tarihi, edebiyatı, folkloru, bilimsel birikimi, müziği,…

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Konuları
9 Türk Dili ve Edebiyatı / Şubat 10, 2017

OKUMA (3X6=18 saat) YAZMA (1X6=6 saat) SÖZLÜ İLETİŞİM (1X6=6 saat) 1. Kültür ve dil ilişkisi 1. Yazma süreci ve aşamaları 1. İletişimin tanımı ve öğeleri 2. Türkçenin tarihî gelişimi 2. Paragraf ve düşünceyi geliştirme yolları 2. Dilin işlevleri 3. Bilim ile sanatın karşılaştırılması 3. Yazım kuralları İletişim 4. Edebiyatın güzel sanatlar içindeki yeri     5. Edebiyatın bilim dallarıyla ilişkisi     6. Metni edebî yapan özellikler     7. Edebî türler     8. Türk edebiyatının dönemleri     DİL BİLGİSİ     1. Türkçenin ses özellikleri     2. Ünlü uyumları     3. Ses olayları   2. ÜNİTE: HİKÂYE (Ünite  Süresi: 5 Hafta, 25 ders saati) OKUMA (3X5=15) YAZMA (1X5=5) SÖZLÜ İLETİŞİM (1X5=5) 1. Hikâyenin temel öge ve kavramları 1. Hikâye yazma 1. Söyleyiş özelliklerine uygun konuşma (Diksiyon) 2. Olay hikâyesi ve özellikleri 2. Noktalama işaretleri ve kullanımları 2. Vurgu ve tonlama çalışmaları 3. Durum hikâyesi ve özellikleri 4. Hikâyede anlatım biçimleri ve teknikleri DİL BİLGİSİ: Şekil Bilgisi 1. Kök, ek bilgisi 2. Yapısına göre kelime türleri (basit, türemiş, birleşik kelimeler) 3. ÜNİTE: ŞİİR (Ünite  Süresi: 5 Hafta, 25 ders saati) OKUMA (3X5=15) YAZMA (1X5=5) SÖZLÜ İLETİŞİM (1X5=5) 1. Şiir türü ve şiirin genel kavramları 1. Şiir Yazma 1. Şiir Dinletisi Hazırlama. Şiir hakkında genel bilgi (Bir şiire benzeterek dize, beyit, dörtlük, bent yazma veya şiiri devam ettirme gibi çalışmalar) (Öğrencilerin beğendikleri şiirlerden oluşan bir şiir dinletisi hazırlamaları sağlanır.) Şiirde Ölçü (hece ölçüsü, aruz ölçüsü, serbest ölçü) Şiirde Kafiye ve redif Şiirde Ahenk Unsurları Nazım biçimi,…

Sözcükte Anlam

  Sözcük, çoğu zaman, dilin kendi başına anlamı olan en küçük parçası, diye tanımlanır. Ağaç, hayal, dost gibi sözcükler buna örnektir. Bazı sözcükler ise tek başına anlam taşımayıp diğer sözcüklerle bir araya geldiğinde belli bir anlam ifade eder: için, gibi, göre vs. Gerçek, Mecaz ve Yan Anlam       Gerçek anlam, bir sözcüğün temel anlamıdır; buna sözcüğün ilk akla gelen anlamı ya da sözlükteki ilk anlamı da denir. Bir sözcüğün diğer anlamları gerçek anlamından yola çıkılarak oluşturulmuştur. Örneğin “Burun” dendiğinde aklımıza ilk gelen, insanın bir organıdır. Öyleyse; “Burnundaki benler onu öyle tatlı gösteriyordu ki…” cümlesindeki “burun” sözü insanın bir organı anlamında olduğundan gerçek anlamında kullanılmıştır. Ancak aynı söz; “Bugünlerde burnu büyüdü kimseleri gözü görmüyor.” cümlesinde insanın bir organı anlamını vermekten çok uzaktır. Temelde bu, gerçek anlamdan doğmuş ancak tamamen farklı bir özellik kazanmıştır. İşte sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı bu anlama mecaz anlam diyoruz. Bir de sözün, çoğu kaynağın mecaz anlama dahil ettiği ancak mecaz anlamdan biraz farklı olması yönüyle yan anlam ya da yakıştırma diye de anılan bir anlamı vardır. Yukarıda verdiğimiz “burun” sözünü “Ayakkabımı biraz küçük almışım; burnu ayağımı sıkıyor.” cümlesinde ele alalım. Buradaki “burun” sözü gerçek anlamda değildir; çünkü “insanın bir organı” ifadesini taşımıyor. Tam olarak mecaz…

Yazım Kuralları

  1) “ki” bağlacının ve “-ki” ekinin yazımı:   Türkçede  üç çeşit “ki” vardır: Bağlaç olan “ki”, sıfat yapan  “–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir. Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır. Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri uygulayın. *Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir. Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın. —Arabam bozuldu, seninki(ler)ni kullanabilir miyim? —Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş.       Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor. Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir.   *Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır. Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz. —Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor.(Hangi çocuklar?) —Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın.(Hangi öğrenciler?)        Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz. Öyleyse bu –ki  sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır.   *Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır. Diğer “ki”  ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir…