2017 YGS Türkçe Soruları Ve Cevapları
Türkçe , YGS / Nisan 9, 2017

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen durum, “içi içine sığmamak” deyimiyle uyuşmamaktadır? A) Çocuk, babasının elindeki oyuncağı görünce avuçlarını birbirine vura vura ona koştu. B) Yerinde duramıyor, ne zaman gelecekler diye gözlerini saatten bir an olsun ayıramıyordu. C) Okullar kapandıktan sonra ailesiyle geziye çıkacağı günü iple çekiyordu. D) Uzun bir süredir amirine söylemek isteyip de söyleyemedikleri için fırsat kolluyordu. E) Kalabalığın içinde gözleri ona ilişince kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başladı. 2. Kimi filmlerde klişe bir sahne (basmakalıp bir görüntü) I vardır: Daktilosunun başına oturup yaratma sancıları II çeken (bir şey üretmeye çabalayan) bir yazar… Bu sahnede aktör, aklındakileri bir an evvel dışarı vurmak III (yazıya dökmek) için daktiloya heyecanla beyaz bir kâğıt takar. Tuşların sert sesleri eşliğinde birkaç satır yazar. Bu arada, yardım umarcasına (ne yapacağını bilmeden) IV kahvesinden birkaç yudum alır. Yazdıklarının içine sinmediği (yazdıklarından hoşnut olmadığı) V yüzündeki ifadeden anlaşılır. Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisinin anlamı, ayraç içindeki sözün anlamıyla örtüşmemektedir? A) I B) II C) III D) IV E) V 3. Bilim ve toplum hayatındaki gelişmeler, şairleri kendi şiir sözlüklerini genişletmeye mecbur kılmıştı. Bu değişimin yarattığı yaşam tarzı, dünyayı şiir içinde yeniden kurmak isteyen şairlere, eskimiş imgelerden yararlanma imkânını kapatmıştı. Öte yandan çağlarının gerisinde kalmakta ısrar eden…

Zarf (Belirteç)
Türkçe / Şubat 28, 2017

Zarflar fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların veya zarfların anlamlarını durum, zaman, miktar, yer-yön ve soru bakımından belirten, sınırlandıran sözcüklere denir. *** Zarflar isim çekim eklerini almaz.  Ör: Başarılı olmak için çok çalışırım.                                          Zarf      Fiil          Çok çalışarak başarıya ulaştım.          Başarı için çok düzenli çalışmalıyız.         Çok düzenli bir çocuk olduğu söyleniyor.  Niteleme (Durum) Zarfları: Fiil ve fiilimsiyi durum yönünden niteleyen sözcüklerdir. Fiil ve fiilimsilere sorulan nasıl sorusuna yanıt verir. Yarışmada herkesten hızlı koştu.                        zarf   fiil      Hızla koşarak evden uzaklaştı.       Zarf     fiilimsi   Kapı kapı dolaştı derdini anlatmak için. Geldim akşam kapıya girdim usulca içeriye Olasılık anlamı içeren durum zarfları  Galiba yarın yola çıkıyoruz. Kesinlik anlamı içeren durum zarfları Bundan sonra oraya hiç mi hiç gelmem.  Yenileme anlamı içeren durum zarfları Zaman zaman bakarım denize  Sınırlama anlamı içeren durum zarfları Artık her şey seni hatırlatır.  Varsayım anlamı içeren durum zarfları Diyelim ki işler kötü gitti.  Dilek anlamı içeren durum zarfları İnşallah yarın erken gelir.  ZAMAN ZARFLARI: Eylemlerin, eylemsilerin, ek eylemlerin zamanını gösteren sözcüklerdir. Ne zaman sorusuna cevap verir.     Biz her sabah yürüyüşe çıkarız.     Akşamdan beri çalışıyordu.     Dün işim erken bitti.     Hala haber gelmedi uzaklardan.  ** Zaman kavramları genellikle zarftır ama isim…

Zamirler
Sözcük Türleri , Türkçe , YGS / Şubat 24, 2017

Zamirler, isimlerin yerini tutan sözcüklerdir. Zamirler isim çekim eklerini alır. Zamirler isim tamlamalarında tamlayan veya tamlanan olabilir. Zamirler sözcük olarak; kişi, işaret, belgisiz, soru ve dönüşlülük zamiri olarak 5 gruba ayrılır. Ek halinde de 2 çeşir zamir vardır: İlgi zamiri –ki ve iyelik ekleri.   1-Kişi Zamirleri Sadece insanlar için kullanılır. Örnek: Ben seni tanımadan önce onun sıkıntılarını hiç bilmezdim.            Biz sizi onlar sayesinde tanıdık. *** Kişi zamirleri birbirinin yerine kullanılabilir. Kimi zaman incelikli, saygılı konuşma kimi zaman çekingenlik veya alçakgönüllülük amacıyla ben yerine biz, sen yerine siz kullanılır. Örnek: Siz eskiden burada çalıştınız mı?             Acımasız biriymişim gibi bakma bana, biz de halden anlarız. 2- İşaret Zamirleri İsimlerin yerini gösterme yoluyla tutan sözcüklerdir. Bu- Bunlar, Şu- Şunlar, O- Onlar      Bunu senden beklemezdim.      Şunları kim taşıdı.      Onu yeniden okumamızı istedi. *** Kişi zamiri O ile İşaret zamiri O’yu karıştırmamak için cümledeki anlama dikkat etmeliyiz. Eğer kastedilen insansa kişi zamiridir.       O, her insana değer verir.       O, yerinden sökülmez. Böyle, Şöyle Öyle sözcükleri iyelik eki alarak işaret zamiri olur.          Böylesini hiç görmemiştim.        Şöylesi kolay bulunmaz.        Öyleleri bizi hiç anlamaz. *** İşaret zamirleri Bir ismin önüne gelerek sıfat olabilir.         Bu insanlara bir…

SIFAT
Türkçe , YGS / Şubat 22, 2017

**Sıfatlar isimlerin önüne gelerek onların herhangi bir şekilde özelliğini belirten sözcüklerdir. **Sıfatlar isim çekim eklerini almaz. ** Sıfat ve isim aynı zamanda sıfat tamlamasıdır. Aşağıdaki metinde altı çizili sözcükler sıfattır. Şehrin kenar bir mahallesinde iki katlı dış cephesi mavi olan bir evde yaşardı. Mehmet, her zaman evinin muhteşemliğiyle övünürdü. Ev, yemyeşil bir zemine sahip çam ağaçlarıyla süslü büyükçe bir bahçenin içinde yer alıyordu. Evini hiçbir şeyle değiştirmezdi. Hele o süslü, Ahlat taşları ile çevrili ihata duvarı insanı adeta büyülüyordu. Evin içi de dışını aratmıyordu. Duvardaki renkli renkli desenler, eski zamanın tarih kokan halıları, yastıkların üzerine serilmiş o duygu seli oluşturan bez parçaları… Yukarıdaki parçadan da anlaşılacağı üzere sıfatlar birbirinden farklı özelliklere sahiptir. En temel fark sıfatların niteleme ve belirtme olarak ikiye ayrılmasıdır.   NİTELEME SIFATLARI İsimlere sorulan nasıl sorusu niteleme sıfatını bulmamızı sağlar. İsimlerin durumunu gösterir:        * Çocuk renkli binanın önünde duruyordu. * Yerde kurumuş yaprakların arasında geziniyordu. * Eski ama sağlam radyoyu çok seviyordu.    İsimlerin biçimlerini gösterir: *Adam uzun sopayla düşürmüştü elmayı. * Yuvarlak masanın etrafında toplanmışlardı. * Arkadaşı ona ince bir kalem vermişti.    İsimlerin renklerini gösterir: * Mavi deniz insanın içini rahatlatıyordu. * Kitabın siyah kapağı ona ilgi çekici gelmişti. * Yolda giderken  gördüğü sarı…

İsim Tamlamaları 

İsim tamlamasını duyduğumuzda aklımıza gelmesi gereken en önemli şey sahiplik ilişkisidir. Bir ismin başka bir isme ait olduğu kelime gruplarına isim tamlaması denir. Örnek :   Denizin dalgaları çarptıkça kıyıya parçalanıyorum.                 Yaz ayları burada çok eğlenceli geçer.   İsim Tamlamasıyla İlgili Bilgiler : Ad tamlamalarında birinci sözcük, tamlayan; ikinci sözcük tamlanandır. Örnek : Tamlayan        Tamlanan Zil in                  ses-i boya                  koku-s-u   Tamlayanın zamirlerden de oluşabilir. kişi zamiri (ben, sen, o, biz, siz, onlar) olduğu zaman tamlama ekleri değişir. Örnek :  Tamlayan              Tamlanan Ben-im                   kitab-ım Sen-in                    düşünce-n Biz-im                    evi-miz Siz-in                     fikri-niz   İsim Tamlaması Çeşitleri Belirtili İsim Tamlaması : Tamlayan ve  tamlananın ek aldığı isim tamlamalarıdır.  Örnek :   Tamlayan Eki              Tamlanan Eki  -ın, -in, -un, -ün             -ı, -i, -u, -ü      Saat-in                          cam-ı      Su-y-un                        güc-ü       Felsefe-n-in                sorunlar-ı   Belirtili Ad Tamlamasının Özellikleri : Tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük ya da sözcük grupları girebilir. Örnek : Çocuğun sabaha kadar süren ağlaması.   Tamlayanla tamlananın yeri değişebilir. Örnek :  Vurur, deryalara ışığı adaların.   Tamlayan ya da tamlanan birden çok kullanılabilir. Örnek :  Çocukluğumun acıları, sevinçleri, umutları. Annemin, babamın ve kardeşimin özlemi.   Tamlayan ya da tamlanana bağlı bir sıfat kullanılabilir. Örnek :  Yeşil gömleğin düğmeleri.               Çocuğun sarı saçları.  Kişi ve işaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında yalnızca tamlayan sözcük olarak kullanılır. Örnek :  Senin araban                  Bunun cezası   Ad eylemler (mastarlar) hem tamlayan hem de tamlanan olur. Örnek :  Okumanın yararları Çocuğun yürüyüşü…

İsim (Ad)
Sözcük Türleri , Türkçe / Şubat 4, 2017

Varlıkları ve kavramları karşılayan sözcüklere isim denir. Fidanları toprağa diktik.  Bu cümlede “fidan, toprak” sözcükleri birer varlığı karşıladığı için isimdir. Adları çeşitli yönlerden inceleyebiliriz: A) Varlıklara Verilişlerine Göre Adlar      Tür (cins) Adı: Aynı türden varlıkları karşılayan sözcüklerdir. şehir, ülke, dil, nehir, kitap, insan…     Özel Ad: Bir tür içinde sadece tek bir varlığı karşılayan sözcüklerdir. Mehmet, İstanbul, Türkçe, Erciyes, Mai ve Siyah.. Not: “Güneş, ay, dünya” sözcükleri, astronomi, coğrafya terimi olarak kullanıldığında özel addır. Diğer kullanımlarda ise tür adıdır. Ay, Dünya’nın etrafında döner; Dünya da Güneşin etrafında. Bu cümlede “Dünya” ve “Güneş” sözcükleri terim olarak kullanıldığından özel addır. Onu görünce dünyası karardı.  Odanın  içine giren güneş sayesinde ısınmıştı. Bu cümlelerde “dünya” ve “güneş” sözcükleri tür adıdır.        Bazı tür adları, özel ad olarak kullanılabilir. Yarın deniz kenarında yürüyüş yapacağız, (tür adı) Deniz, beni bugün hiç aramadı. (özel ad) B) Varlıkların Sayılarına Göre Adlar              Tekil Ad: Sayıca bir varlığı karşılayan adlardır. İnsan, kalem, telefon…             Çoğul Ad: Sayıca birden fazla varlığı karşılayan adlardır. Çoğul ad, tekil adlara çoğul eki (-ler, -lar) getirilerek yapılır. İnsanlar, kalemler, telefonlar..          Topluluk Adı: Çoğul eki almadan,…

Deyimler
Sözlük , Türkçe / Şubat 1, 2017

   Deyimleri şöylece tanımlayabiliriz: Bir kavramı, bi durumu, ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce. Deyimlerde de hem biçim, hem kavram özellikleri bulunmaktadır. Biçim özelliklerinden kimisi, atasözleriyle deyimler arasında ortaktır. Kavram özelliklerinde böyle bir ortaklık yoktur.   A- BİÇİM ÖZELLİKLERİ   1- Deyimler de atasözleri gibi, kalıplaşmış sözlerdir. Bir deyimin sözcükleri değiştirilip yerlerine -aynı anlamda da olsa- başka sözcükler konulamaz ve deyimin sözdizimi bozulamaz. Örneğin:   Ayıkla pirincin taşını   deyimi, ayıkla bulgurun taşını biçiminde söylenebileceği gibi,   Tut kelin perçeminden   deyimi de kelin perçeminden tut biçiminde kullanılamaz.   2- Deyimler de, atasözleri gibi, kısa ve özlü anlatım araçlarıdır.   Dil dökmek – Kelle kulak yerinde – Kel başa şimşir tarak – Atı alan Üsküdar’ı geçti… gibi.   3- Deyimler en az iki sözcükle kurulurlar ve biçim bakımından iki bölüğe ayrılabilirler:   a) Sözcük öbeği durumundaki deyimler:   Ağır başlı – Eli bayraklı – Püf noktası – İçli dışlı – Kellesi koltuğunda – Gel zaman git zaman – Kaşla göz arasında – Suya sabuna dokunmadan… gibi.   Öbeği oluşturan sözcükler bitişik yazılmaz.   Ünlem niteliğindeki deyimleri de bu bölük içine almak…

Atasözleri
Sözlük , Türkçe / Ocak 31, 2017

       Bizim, gelenekle yerleşmiş bir atalarsözü almayışımız vardır. Bu anlayışa göre atasözleri, ulusal varlıklardır. Tanrı ve peygamber sözleri gibi ruha işleyen bir etki taşırlar. İnandırıcı ve kutsaldırlar. Nitekim eski bir atasözü şöyle der: Atalar sözü Kur’ana girmez, yanınca yelişür (Birlikte koşup gider; ondan geri kalmaz). Atasözleri, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuşlardır. Ulusun ortak düşünce, kanış ve tutumunu belirtir, bize yol gösterirler. Bir atasözüyle belgelendirilen tutumun doğruluğu herkesçe kabul edilir. Anlaşmazlıklarda bir atasözü en büyük yargıcıdır. İşte bu atasözleri, biçim bakımından da, kavram bakımından da birtakım özellikler taşırlar. O özellikleri birer birer gözden geçirelim: A- BİÇİM ÖZELLİKLERİ 1- Atasözleri kalıplaşmış (klişe durumuna gelmiş) sözlerdir: Her atasözü, belli bir kalıp içinde, belli sözcüklerle söylenmiş olan donmuş bir biçimdir. Sözcükler değiştirilip yerlerine -aynı anlamda da olsa- başka sözcükler konulamayacağı gibi sözdiziminin biçimi de bozulamaz. Böyle değiştirmeler yapılsa ortaya çıkan söz, -anlam değişmese dahi- atalarsözü diye anılmaz. Örneğin: Derdini saklayan derman bulamaz. sözündeki derman yerine ilaç denilemez. Çalma elin kapısını, çalarlar kapını. sözü de, sözcüklerin sırası değiştirilerek: Elin kapısını çalma, kapını çalarlar biçiminde söylenemez. 2- Atasözleri kısa ve özlüdür. Az sözcükle çok şey anlatır: Dikensiz gül omaz. Alet işler, el övünür Taşıma su ile değirmen…

Paragraf (Konu Anlatımı)

  Paragraf, bir düşünceyi tam olarak anlatabilmek için bir araya getirilen cümleler topluluğudur. Yani paragrafın bütün cümleleri aynı konuyu işler ve aynı düşünceyi açıklar ya da destekler. Tek bir düşünce etrafında oluştuğundan kendi içinde bir bütünlük gösterir; kendinden önceki ya da sonraki paragraflara bir bağlılık göstermez. Bu konudaki sorular paragrafın değişik özellikleriyle ilgilidir. Genellikle paragrafın ana düşüncesi, yardımcı düşünceleri, konusu, başlığı sorulur ya da paragrafın oluşturulmasıyla ilgili özellikler üzerinde durulur. Bir veya iki tane soruda da paragrafın anlatımıyla ilgili bilgiler sorulabilir. Paragraf sorularının çözümünde bazı noktalara dikkat etmeliyiz. Bunlardan en önemlisi paragrafa yorum karıştırmamaktır. Paragrafı okurken önyargılarımızı, kabullerimizi bir kenara bırakıp paragrafta sözü edilenler üzerinde durmalıyız. Bazen bize göre çok yanlış bir düşüncenin doğruluğu savunulabilir. Paragrafta ne savunulursa onun doğru olduğu kabullenilerek soruya yaklaşmak gerekir. PARAGRAFIN KONUSU           Paragrafta hakkında söz söylenen düşünce, olay ya da durumlar konuyu verir. Konuyu bulmak için “Parçada neden söz ediliyor?” diye sorabiliriz. Yani üzerinde durulan neyse konu da odur. Bununla ilgili sorular değişik soru kökleriyle karşımıza çıkar. “Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?” “Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?” “Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden yakınılmaktadır?” gibi sorular konuyu sorar. Parçada konuyu soran bir diğer soru şekli de paragrafın bir soruya cevap olarak verilmesidir. Elbette bunlarda yazara…

Sözcükte Anlam

  Sözcük, çoğu zaman, dilin kendi başına anlamı olan en küçük parçası, diye tanımlanır. Ağaç, hayal, dost gibi sözcükler buna örnektir. Bazı sözcükler ise tek başına anlam taşımayıp diğer sözcüklerle bir araya geldiğinde belli bir anlam ifade eder: için, gibi, göre vs. Gerçek, Mecaz ve Yan Anlam       Gerçek anlam, bir sözcüğün temel anlamıdır; buna sözcüğün ilk akla gelen anlamı ya da sözlükteki ilk anlamı da denir. Bir sözcüğün diğer anlamları gerçek anlamından yola çıkılarak oluşturulmuştur. Örneğin “Burun” dendiğinde aklımıza ilk gelen, insanın bir organıdır. Öyleyse; “Burnundaki benler onu öyle tatlı gösteriyordu ki…” cümlesindeki “burun” sözü insanın bir organı anlamında olduğundan gerçek anlamında kullanılmıştır. Ancak aynı söz; “Bugünlerde burnu büyüdü kimseleri gözü görmüyor.” cümlesinde insanın bir organı anlamını vermekten çok uzaktır. Temelde bu, gerçek anlamdan doğmuş ancak tamamen farklı bir özellik kazanmıştır. İşte sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı bu anlama mecaz anlam diyoruz. Bir de sözün, çoğu kaynağın mecaz anlama dahil ettiği ancak mecaz anlamdan biraz farklı olması yönüyle yan anlam ya da yakıştırma diye de anılan bir anlamı vardır. Yukarıda verdiğimiz “burun” sözünü “Ayakkabımı biraz küçük almışım; burnu ayağımı sıkıyor.” cümlesinde ele alalım. Buradaki “burun” sözü gerçek anlamda değildir; çünkü “insanın bir organı” ifadesini taşımıyor. Tam olarak mecaz…