Hisarcılar

1940 sonrasında Garip şiirine ilk tepki 1950 yılında çıkmaya başlayan ve 30 yıl yayın hayatını devam ettiren Hisar dergisi etrafında toplanan bir grup şair tarafından ortaya konmuştur.

Bu kadronun ana özelliği hece ölçüsüne ve edebiyatın klasik değerlerine sıcak bakmasıdır.

Şiir feda edilmediği müddetçe her konuda şiir yazılabilir.

Aşk, doğa ve yurt sevgisi gibi konuları işlediler.

Onlara göre:

Başka ulusları taklit ederek ulusal bir sanat oluşturulamaz.

Yeni bir sanat oluşturmak için mutlaka eskisini reddetmek gerekmez.

Yenilik eskisinin içinden doğmalıdır.

Sanat ideolojinin baskısı altında olmamalı, belli bir dünya görüşünün propagandasını yapmamalıdır.

Şiir dili öztürkçeci ve tasfiyeci olmamalıdır. Yaşayan dil kullanılmalıdır.

Hisar şairlerini memleketçi şiirin takipçisi görebiliriz. Geleneği reddeden Garip Akımına ve ideolojik şiire yönelen Nazım Hikmet’e karşı çıkmışlardır.

Bütün sanatçıların ortak görüşlerini şöyle sıralayabiliriz:

Sanatçı bağımsız olmalıdır, ulusal olmayan bir sanatın sınırları aşağı düşünülmez.

Sanatçının dili yaşayan dildir.

Her alanda Batı taklitçiliğine karşı çıkılmalı, gelenekler tümüyle reddedilmeli, sanat siyasetin aleti olmamalı, dildeki kargaşa giderilmelidir.

Temsilcileri: MiM BaYaN MİNİ GASaB olarak kodlanabilir.

Mehmet Çınarlı,

İlhan Geçer,

Mustafa Necati Karaer,

Bekir Sıtkı Erdoğan

Yavuz Bülent Bâkiler,

Nevzat Yalçın

Munis Faik Ozansoy,

İbrahim Minnetoğlu

Nüzhet Erman

İsmail Gerçeksoy

Gültekin Samanoğlu,

Ayla Oral,

Sevinç Çokum,

Bahittin Karakoç

Hisarcıların şiirine birkaç örnek:

Değişiverdi Her Şey

Esmerdi, sarışındı, beyazdı, kumraldınız;
Sımsıcak mektuplarda, şiirlerde kaldınız.

Üç gün, üç mevsim süren mutluluklar getirip,
Bir ömür dinmeyecek özlemlere saldınız.

Ölümsüz bir dünyanın habercileri gibi
Heyecan yaratıcı, büyülü, kutsaldınız.

Gücümün güç olduğu sizinle anlaşıldı,
Yedi kat gökyüzüne çıkardı kanadınız.

Sizden sonra öğrendim tek’in eksikliğini;
Sizsiz yaşamak yavan, başarılar anlamsız.

İnanılmaz şekilde değişiverdi her şey.
Sanki hiç olmadınız, sanki bir masaldınız.

Bitmeyecek sevgiden bir sözaçan yok şimdi:
Sımsıcak mektuplarda, şiirlerde kaldınız.

Mehmet Çınarlı

Anadolum

Ey!..
Rüzgarları burcu burcu hürriyet kokan,
Anamdan yakın,
Yarimden sıcak Anadolum…

Sırtında kırbaçlar şaklamayan
Hür insanlarla dolu.
İliklerine kadar hür Anadolu.
Orda.
Besmeleyle açar şafaklar,
Tevekkülle iner akşamlar.
Dualar sinmiş bulutlar dolaşır
Bereket yağdıran göklerinde,
Teselli çiçek açar dal uçlannda,
Nurdan ırmaklarda yıkanır huzur
Sevda tüten türküler okunur
Uzayıp giden yollar boyunca…
Mevsimleri iç açan,
Ümit gibi yeşil,
Hayal kadar renkli Anadolum
Hür doğdun, hür yaşadın
Hür kalacaksın hür…

İlhan Geçer

HANCI

Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş
Aman karanlığı görmesin gözüm
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş

Sıla burcu burcu… İlle ocağım
Çoluk çocuk hasretinde kucağım
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş

Güç bela bir bilet aldım gişeden
Yolculuk başladı Haydarpaşa’dan
Hancı n’olur, elindeki şişeden
Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş

Ben o gece, hem ağladım, hem içtim
İki gün, diyardan diyara uçtum
Kayseri yolundan, Niğde’yi geçtim
Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş

Garibim, her taraf bana yabancı,
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş

Bende bir resmi var, yarısı yırtık
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını der yavaş yavaş

İşte hancı ben, her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş

Bekir Sıtkı Erdoğan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir