Edebi Sanatlar

A-GERÇEK ANLAMA DAYALI OLAN SÖZ SAATLARI

1-TECAHÜLİARİF(BİLİPTE BİLMEMEZLİKTEN GELME):

*Şiirde anlam inceliği oluşturmak için bilinen bir şeyi bilmemezlikten gelme sanatıdır.

*Tecahüliarifin olduğu yerde genellikle istifham sanatı da vardır?

ÖRNEK:

*Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

*Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer?

2- TEKRİR(TEKRARLAMA): Anlamı etkili kılmak için bazı sözcük yada söz öbeklerinin yinelenmesidir.

ÖRNEK:

*Söz ola kese savaşı/söz ola kestire başı/söz ola oğlu aşı/yağ ile bal ede bir söz.

*Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

 

3-TENASÜP(UYGUNLUK): Anlam yönünden ilgili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır.

ÖRNEK:

*Koyun verdi kuzu verdi süt verdi

Yemek verdi ekmek verdi et verdi

*Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. (Yahya Kemal Beyatlı)

 

4-TELMİH(HATIRLATMA): Bilinen bir olayı, bir kişiyi veya bir durumu hatırlatma sanatıdır.

ÖRNEK:

*Leyla gelin oldu Mecnun mezarda/ bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda

  (Leyla ile Mecnun hikayesine atıfta bulunulmuş)

*Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi

Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi.

(Bedir Savaşına atıfta bulunulmuş)

5- TEVRİYE: Birden fazla gerçek anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamını vererek uzak anlamını kastetme sanatına denir.

ÖRNEK:

*Bu kadar letafet çünkü sende var, Beyaz gerdanında bir de ben gerek.

(Ben: 1- ciltte oluşan siyah lekeler/ 2– Kişi zamiri)

*“Baki çemende bir hayli perişan imiş varak

Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan” (Rüzgar: 1-yel  2- zaman(kastedilen anlam))

6-HÜSNİTALİL(GÜZEL BİR NEDENE BAĞLAMA):

*Bir olayın veya durumun gerçek nedeni bilindiği halde başka ve daha güzel bir nedene bağlama sanatıdır. Amaç anlatıma güzellik katmaktır.

ÖRNEK:

*Güzel şeyler düşünelim diye

Yemyeşil olmuş ağaçlar.

*Bir an önce görülsün diye Akdeniz

Toroslarda ağaçlar hep çocuk kalır.

7-MÜBALAĞA(ABARTMA): Sözün anlamını güçlü kılmak için bir şeyi olduğundan daha fazla veya daha az gösterme sanatıdır.

ÖRNEK:

*Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,

Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,

Bir zerreciğim ki, Arş’a gebeyim,

Dev sancılarımın budur kaynağı!

*Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

8-İSTİFHAM(SORU SORMA): Cevap alma amacı gütmeden sözü daha etkili kılmak amaçlı soru sorma sanatıdır.

ÖRNEK:

*Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

*Beni candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı?

Felekler yandı âhımdam muradım şem’i yanmaz mı?

9-İRSALİMESEL: Şiirde atasözü, özdeyiş kullanma sanatıdır.

ÖRNEK:

*Cihân-ârâ cihân içredir ârayı bilmezler

O mâhiler ki deryâ içredir deryayı bilmezler.

*Balık baştan kokar bunu bilmemek

Seyrânî gâfilin ahmaklığından

10-LEFFÜNEŞR:

*Bir dizede iki ya da daha fazla kavramdan bahsedip diğer dize de bu kavramlarla anlamca ilgi bulunan sözcüklerin kullanılmasıdır.

*Sözcükler simetrik olarak getirilirse düzenli leffüneşr, çapraz getirilirse düzensiz leffüneşr olur

ÖRNEK:

*”Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr ü kıymetten”(Düzenli)

*”Deli eder insanı bu deniz, bu gökyüzü

Göz kırpar yıldızlar, türkü söyler balıklar.”(Düzensiz)

11-NİDA(SESLENME): Şiirde seslenme sanatıdır. Ey, hey gibi ünlemler kullanılır.

ÖRNEK:

*Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!

*Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!

12- TEZAT: Anlamca birbirine karşıt olan kavramları kullanma sanatıdır.

ÖRNEK:

*Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz.

*Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin.

13-TEDRİC(DERECELENDİRME): Sözcükleri belli bir düzene göre sıralamadır. Genelden özele veya büyükten küçüğe gibi.

ÖRNEK:

*Geçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar

Zaman sanki bir rüzgar ve bir su gibi aksın.

14- RÜCU: Söylenen sözden daha güçlü bir düşünceyi vurgulamak için geri dönme sanatıdır.

ÖRNEK:

*Al yanaktan buse alsam

Yanak olmaz, dudak olsun

B-MECAZ ANLAMA DAYALI OLAN SÖZ SANATLARI.

1-KİNAYE: Bir sözcüğün gerçek anlamının verilip mecaz anlamının kastedilmesidir. Mecaz anlam sözcüğün gerçek anlamını bastırmış durumda olsa bile sözcüğün gerçek anlamı da cümleden çıkarılabilir.

ÖRNEK:

*“Bulamadım dünyada gönle mekân

Nerde bir gül bitse etrafı diken”

(Mısralarında Gül ve Diken sözcükleriyle kinaye yapılmıştır. Gerçekte her gülün etrafında diken vardır ama burada her iyiliğin karşısında mutlaka bir kötülükte bulunur manası kastedilmektedir.)

* “Ben toprak oldum yoluna

Sen aşırı gözetirsin

Şu karşıma göğüs geren

( Taş bağırlı dağlar mısın?” dörtlüğünde de dağların içinde kayalıkların olması muhtemeldir. Kastedilen anlam ise mecaz anlam olan “katı yürekli olmak” manasıdır).

2-MECAZIMÜRSEL(AD AKTARMASI):

*Benzetme amacı gütmeden, bir sözcüğün aralarında çeşitli anlam ilgileri yoluyla başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.

*Sözcüğün başka bir sözcüğün yerine kullanıldığına dair cümlede veya dizede mutlaka bir işaret vardır.

ÖRNEK:

*”Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,

Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.”

(Tanburi Cemil Bey değil onun eserleri plakta çalıyor. Burada Sanatçı-eser yönünden bir ilgi kurulmuş.)

*“Dilerim Tanndan ki, sana açık kucaklar

Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun

Kan tükürsün adını candan anan dudaklar

Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun”

( Bu dörtlükte “kucaklar, dudaklar, gözler” sözcükleri ile ad aktarması yapılmıştır. Burada parça-bütün ilişkisi söz konusudur. “Kucak, dudak, göz” gibi insanın bazı organları söylenerek “insan” kastedilmiştir.

*”Koparıp öpmek için basacağı toprağı,

Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde.”

(Şehirle kastedilen şehirdeki insanlardır. Burada da yer-insan açısından bir ilişki kurulmuştur.)

*”Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl”

(Burada hilâl ile bayrak kastedilmektedir. Hilal bayrağın içinde yer alır. Burada da Parça-bütün yönünden bir ilişki kurulmuştur.)

3-TEŞBİH (BENZETME):

*Aralarında ortak nitelikler bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir.

*Benzeyen ve benzetilenin olma zorunluluğu vardır.

Benzetmenin dört öğesi vardır:

Benzeyen ( B ) : Özellikçe zayıf olan

Kendisine Benzetilen ( KB ) : Özellikçe güçlü olan

Benzetme Yönü ( BY ) : Aktarılan özellik

Benzetme Edatı ( BE ) : gibi, kadar, sanki..

Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir. Benzetme yönü ve benzetme edatı yardımcı öğelerdir. Yardımcı öğeler kullanılmadan da benzetme gerçekleştirilebilir.

Benzetme, kullanılan öğeler bakımından çeşitlere ayrılır:

1-Ayrıntılı (Tam) teşbih: Dört öğesi de bulunan benzetmedir.

ÖRNEK:

*”Sular öyle temiz ki, annemin yüzü gibi.”

Benzeyen: sular/ Kendisine Benzetilen: annemin yüzü/Benzetme edatı: Gibi /Benzetme yönü: Temiz olma yönünden

2-Pekiştirilmiş Teşbih: Benzetme edatı bulunmayan benzetmedir.

ÖRNEK:

*”Yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık”

3-Kısaltılmış Benzetme: Benzetme yönü bulunmayan benzetmedir.

ÖRNEK:

*”  Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;

      Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı.”

4- Teşbih-i Beliğ: Benzeyen ve kendisine benzetilenle yapılan benzetmedir.

ÖRNEK:

*“Geçen her saat, her geçen saniye

Göl altın güğümdür coşan maviye”

(dizelerinde göl “altın güğüme” benzetilerek teşbih yapılmıştır.)

4- İSTİARE(EĞRETİLEME):

*Bir sözcüğün benzetme amacıyla başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.

*Benzetmenin temel öğelerinden (Benzeyen/Kendisine Benzetilen) sadece birisi kullanılarak yapılan benzetmedir.

Üçe ayrılır.

1-Açık İstiare: Benzeyenin bulunmadığı sadece kendisine benzetilenin yer aldığı benzetmelerdir.

ÖRNEK:

*”İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece.” (Burada “dünya yani yaşam” bir “han”a benzetilmiştir.)

*”Şakaklarıma kar mı yağdı; ne var?” (Saçlara düşen “ak”lar “kar”a benzetilmiştir.)

2-Kapalı İstiare: Benzetmenin temel öğelerinden yalnızca benzeyenin kullanılmasıyla yapılır.  Benzetme yönü de verilir.

ÖRNEK:

*”Ay zeytin ağaçlarından yere damlıyordu.” (ay damlama yönünden yağmur veya su’ya benzetilmştir.)

*”Çatma kurban olayım çehreni, ey nazlı hilal!” ( Hilâl yani bayrak kaşlarını çatma yönünden İnsan’a benzetilmiştir. Benzeyen verilmiş Kendisine benzetilen verilmemiştir.)

3-Temsili İstiare: Şiirin tamamının bir istiare biçiminde olmasıdır. Teşbih öğelerinden yalnız birisiyle ve birden çok benzerlik (benzetme yönü) gösterilerek yapılan istiareye temsili istiare denir.

ÖRNEK:

* “Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.” (Kendisine benzetilen “tabut” söylenmemiş, benzeyen” gemi” söylenmiştir. Tabutu çağrıştıran örnekler sıralanmıştır.)

5-TEŞHİS(KİŞİLEŞTİRME):

*İnsan dışı varlıklara insana özgü özelliklerin verilmesidir.

*Teşhisin olduğu yerde kapalı istiarede vardır.

ÖRNEK:

*”Dinmiş denizlerin şarkısı, rüzgâr uymakta

Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta.”(denizler şarkı söyleme yönüyle, rüzgâr uyuma yönüyle, Körfez düşünme yönüyle, Kanlıca da mahzun olma yönüyle kişileştirilmiştir.)

*”Toros dağlarının üstüne, / Ay un eledi bütün gece.”

6-İNTAK(KONUŞTURMA:

*İnsan dışı varlıkların konuşturulmasıdır.

*İntak sanatının olduğu yerde hem kişileştirme hem de kapalı istiare vardır.

ÖRNEK:

* “Akıl ersin, ermesin sevdama

Senden yanayım, dedi yeşeren dal senden yana.”

7-TARİZ: Alaya alma, iğneleme amaçlı sözün ters anlamının kastedilmesi sanatıdır.

ÖRNEK:

* “Aferin oğlum Ahmet / Bu yolda devam et /

Herifçioğlu Sen Mişel’de koyuvermiş sakalı

Neylesin bizim köyü / Nitsin Mahmut Makal’ı.”

C-SÖZE DAYALI OLAN SÖZ SANATLARI

 1-CİNAS: Söyleyiş ve yazılışları aynı anlamları farklı olan sözlerin kullanıldığı sanattır.

ÖRNEK:

*”Kısmetindir gezdiren yer yer seni

Arşa çıksa akıbet yer yer seni

*”Her nefeste işledim ben bir günâh

Bir günâh için demedim bir gün âh

2- SECİ: Düz yazıdaki iç uyaklara seci denir.

ÖRNEK:

* “Dost yolunda nistlik gerek, yâr önünde pestlik gerek; ten cübbesi çâk gerek, gönül evi pâk gerek.”

3-ALİTERASYON: Ahengi sağlamak için bazı sessiz harflerin bilinçli bir şekilde tekrarıdır.

ÖRNEK:

* “Dest bûsı arzûsiyle ölürsem dostlar

Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su”  (“s” seslerinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır.)

*”Eylülde melûl oldu gönül soldu da lâle

Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle” (“l” seslerinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır.)

4- ASONANS: Ahengi sağlamak için bazı sesli harflerin bilinçli bir şekilde tekrarıdır.

ÖRNEK:

* “Neysen sen, nefes sen, neylersin neyi

Neyzensen, nefessen neylersin neyi” (“e” sesi ile asonans yapılmıştır.)

5-AKROSTİŞ: Bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesi.

ÖRNEK:

* Varolan bir sen, bir ben, bir de bu bahar

Elden ne gelir ki? Güzelsin, gençliğin var

Dünyada aşkımız ölüm gibi mukaddes

   İnan ki bir daha geri gelmez bu günler

Âlemde bu andır bize dost esen rüzgar     (Cahit Sıtkı Tarancı)

6- AKİS: Dize ya da cümlede verilen sözcüklerin yerlerini değiştirerek söylemektir.

ÖRNEK:

* “Gamzen ciğerim deldi / deldi ciğerim gamzen

Bilmem nic’olur halım / Halim nic’olur bilmem ”

7- LEB DEĞMEZ: Şiirin dizelerinde diş-dudak ünsüzleri olan v,f,p,m,b’nin kullanılmamasıdır.

ÖRNEK:

*” Her şey ne sıcaktı, her şey ne iyi

Hatta o karanlık, aysız geceler”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir