Zarf (Belirteç)

Zarflar fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların veya zarfların anlamlarını durum, zaman, miktar, yer-yön ve soru bakımından belirten, sınırlandıran sözcüklere denir.

*** Zarflar isim çekim eklerini almaz.

 Ör: Başarılı olmak için çok çalışırım.

                                         Zarf      Fiil

         Çok çalışarak başarıya ulaştım.

         Başarı için çok düzenli çalışmalıyız.

        Çok düzenli bir çocuk olduğu söyleniyor.

 Niteleme (Durum) Zarfları:

Fiil ve fiilimsiyi durum yönünden niteleyen sözcüklerdir. Fiil ve fiilimsilere sorulan nasıl sorusuna yanıt verir.

Yarışmada herkesten hızlı koştu.

                       zarf   fiil

     Hızla koşarak evden uzaklaştı.

      Zarf     fiilimsi  

Kapı kapı dolaştı derdini anlatmak için.

Geldim akşam kapıya girdim usulca içeriye

Olasılık anlamı içeren durum zarfları

 Galiba yarın yola çıkıyoruz.

Kesinlik anlamı içeren durum zarfları

Bundan sonra oraya hiç mi hiç gelmem.

 Yenileme anlamı içeren durum zarfları

Zaman zaman bakarım denize

 Sınırlama anlamı içeren durum zarfları

Artık her şey seni hatırlatır.

 Varsayım anlamı içeren durum zarfları

Diyelim ki işler kötü gitti.

 Dilek anlamı içeren durum zarfları

İnşallah yarın erken gelir.

 ZAMAN ZARFLARI:

Eylemlerin, eylemsilerin, ek eylemlerin zamanını gösteren sözcüklerdir. Ne zaman sorusuna cevap verir.

    Biz her sabah yürüyüşe çıkarız.

    Akşamdan beri çalışıyordu.

    Dün işim erken bitti.

    Hala haber gelmedi uzaklardan.

 ** Zaman kavramları genellikle zarftır ama isim olarak da kullanılabilir.

      Akşam, beni benden aldı.

        isim

     Akşam eve erken geldi.

       Zarf

 

Azlık-Çokluk (Miktar) Zarfları

Fiil, fiilimsi, sıfat ve zarflara sorulan ne kadar sorusunun cevabıdır.

     Sayende biz de çok eğlendik.

     Az konuşan, çok dinlenir.

     Onu burada iki saat bekledim.

     En güzel resim benimki seçildi.

     Daha hızlı koşarak arayı kapadı.

Yer-Yön Zarfları

Eylemlerin yerini yönlerini belirten zarflardır: Aşağı, Yukarı, ileri, geri, içeri, dışarı, öte, beri, sözcüklerdir.

**Yer- yön sözcükleri çekim eki aldığında isim olur.

Aşağı indik.  (Zarf)

Aşağıya indik. (isim)

Kısa süre sonra geri döndü. (zarf)

Adam birden ileri atıldı.(zarf)

İleri ülkelerin düzeyine ulaşmak zor değil. (sıfat)

 Soru Zarfları:

Fiil ve Filimsileri soru yoluyla belirten sözcüklerdir. Ne, neden, niçin, niye, ne diye, nasıl, ne kadar, ne zaman sözcükleri soru zarflarıdır.

     Ne konuşuyorsun boş boş?

     Niçin beni hemen aramadın?

     Niye bu kadar zorluyorsun kendini?

     Nasıl çalışacağına karar verebildin mi?

       Sana nasıl da insandım ben?

       Tatilimiz ne zaman bitecek?

       Bize ne kadar yardım ettiniz?

Aşağıdaki parçadaki zarfları çeşitleriyle bulunuz. 

     Yalan insanı küçülten, insanı kötülüğe iten, insanı doğruluktan ayıran bir kötülüktür. Yalanında birçok alt dalı vardır ama genel olarak yalan bir insana yapılabilecek en büyük kötülüklerdendir.

    Yalan bir insana söylendiği vakit yalan söylenen insana  ihanet etmek gibidir. Yalanın iyisi ya da kötüsü, küçüğü ya da büyüğü yoktur. Yalan yalandır. Mesela bizler elbette yalan söylemişizdir; küçük büyük demeden.

İnsan yalan söylemeye mecbur kalmışsa bile yalan söylememelidir. Çünkü o yalanın bir gün bizi gelip bulacağını bilmeliyiz. Bir işe nasıl başlarsak öyle gider ve bizde eğer bir işe yalan ile başlarsak hayatımızı bir yalan üzerine kurmuş oluruz. Yalan bir hayat da hem devam etmez hem de  bizlere mutluluk vermez.

   Yalan bir insanın hayatında iz bırakır; hem söyleyen hem de yalan söylenen kişi açısından.  Yalan söyleyen insan bir insanın üzerinde etki bırakırsa ömür boyu aklında yalan kişiliği kalabilir. Bazen yalanlar bize yol açar gibi gözükse de gerçek yüzünü yolun daraldığı yerde gösterir.

   Yalan insandaki doğruluğu, sevgiyi, saygıyı, şefkati ve insanlık duygusunu insandan alıp götüren bir kötülüktür. Yani yalan sadece bizi etrafımızdaki insanlardan uzaklaştırmakla kalmaz bizi biz yapan duygularımızı da alıp götürür.

   Yalan bize özellikle sevdiğimiz bir kişi tarafından söylenirse bizi daha çok etkiler ve bizde bundan etkilenerek kendimizi değersiz zannederiz. Bu da yalan söyleyenin etrafındaki insanlara verdiği zararı gösterir. Açıkçası yalan kendimize de etrafımızdaki insanlara da çok zararlar verir.

   Yalan söylemek bir nevi hastalıktır. Söyledikçe alışkanlık yapar ve vazgeçmemizi zorlaştırır. İnsan yalan söyledikçe her şeyden kurtulduğunu sanır ama bilmez ki sonunda nelerin olduğunu? Yalan gitgide insanın hayatında yer edinir ve ondan bir anda vazgeçmek zordur.

   Yalan söylemek kolaydır ama sonuçları çok ağır bir sorumluluk ister. Her insan yalanın altından kalkamaz.

Sonuç olarak şu söze değinelim; yalancını mumu yatsıya kadar yanar. Yani elbette her yalanın aslı ortaya çıkar, er ya da geç.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir