Fabl

Kahramanları insanlar gibi konuşan, düşünen hayvanlardır. Fabllar, her ne kadar hayvanlar arasında geçse de insanlara mesaj verme amacıyla yazılmış kısa yazılardır.

İnsanlara ahlaki öğüt vermek çok önemlidir.

Teşhis (Kişileştirme), İntak(konuşturma) sanatları sıkça kullanılır.

Hem şiir hem de düz yazı şeklinde olabilir.

Fabllar didaktiktir.

Bilinen ilk fabl yazarı Hintli yazar Beydaba’dır. Beydaba’nın Kelile ve Dimne (iyi ve kötü iki çakalın hikayesi) isimli eseri  ilk fabl kitabıdır. Kitap 14 bölümden oluşmaktadır.

Dünya edebiyatında fabl deyince akla gelen ilk isim Fransız yazar La Fontaine’dir. Basit ve sade bir anlatıma sahiptir. Doğu kültüründen etkilendiği düşünülmektedir. Fabllarında genellikle kötüyü gösterirken iyinin nasıl olacağını anlatmaya çalışmıştır.

M.Ö. 300’lü yıllarda fablları derlenerek yazıya geçirilen önemli fabl yazarı da Eski Yunan Medeniyetinde yaşamış olan Ezop’tur.

Türk Edebiyatında Fablın ilk örneği Şeyhi’nin yazdığı “Harname”dir.

Batılı anlamda ilk örnekleri Şinasi vermiştir.

Ahmet Mithat, Kıssadan Hisse adlı eserini ahlakî gaye güderek yazmıştır. Bu eserde yazar, Ezop’tan, La Fontaine’den yapmış olduğu çevirilere ve kendi yazmış olduğu fabllara yer vermiştir.

Recaizade Mahmut Ekrem, La Fontaine’den Horoz ile Tilki, Kurbağa ile Öküz, Karga ile Tilki, Meşe ile Saz, Ağustos Böceği ile Karınca gibi birçok çeviriler yaparak bu alanda Türk Edebiyatına katkıda bulunuştur.

Ali Ulvi Elöve “Çocuklarımıza Neşideler” adlı şiir kitabında La Fontaine, Victor Hugo, Lamartine’den yaptığı çevirilerin yanında, yine bunlardan esinlenerek yazdığı fabl türü şiirlere de yer vermiştir.

Nabizade Nazım’ın “Bir Sansar ile Horoz ve Tavuk” adlı eseri vardır.

Nurullah Ataç, Orhan Veli Kanık, M. Fuat Köprülü, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabahattin Eyüboğlu fabl türü ile ilgilenmiş çeviri yapmış, araştırmalarda bulunmuşlardır.

 

Bir Fabl Örneği:

Tilki ve Oduncu Masalı

Bir sürek avında, tazılar bir tilkiyi kovalamaya başlamışlar. Tilki, ormanda odun toplayan bir adama yaklaşmış. Ondan, kendisini saklamasını istemiş. Adam da ona kendi kulübesini göstermiş. Tilki kulübeye gidip bir köşeye saklanmış.

Biraz sonra avcılar da gelmişler. Oduncuya, tilkiyi görüp görmediğini sormuşlar. Oduncu:

— Görmedim, demiş. Ama parmağıyla da kulübeyi göstermiş. Avcılar, adamın işaretini anlamamışlar. Oduncunun sözüne inanıp oradan uzaklaşmışlar. Tilki, onların gittiğini anlayınca kulübeden çıkmış. Oduncuya hiçbir şey demeden uzaklaşmaya başlamış. Oduncu bu duruma pek öfkelenmiş:

— Nankör hayvan! demiş. Böyle mi yapılır? Canını bana borçlusun. Bir teşekkür bile etmeyecek misin?

Tilki başını çevirerek:

— Teşekkür mü? Davranışların da sözlerin gibi güzel olsaydı, teşekkür ederdim. Hem de binlerce kere teşekkür eder öyle giderdim, demiş. Sonra da oradan hızla uzaklaşmış.

Bu masalda verilen öğüt: Gerçek iyilik sadece sözle değil, davranışlarımızda da aynı tutarlılığın olmasıyla gerçekleşir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir