Edebiyat ve Gerçeklik

Dil ve Anlatım

Edebiyatın merkezinde insanın insanla ve insanın do­ğayla ilişkisi vardır. Ama bu ilişki daha önce de belirt­tiğimiz gibi dış dünyanın somut gerçekliğiyle değil; sa­natın, edebiyatın kendine özgü gerçekliğiyle dile geti­rilir. İşte bu gerçeklik bir kurmacadır.

Bu kurmacayı oluşturan, bir anlamda dış dünyadan aldıklarıyla kendi düş ve düşünce dünyasında dünya­yı, hayatı yeniden yaratan ve bunu da yazdığı esere aktararak somutlaştıran edebiyatçı, eserin yazıldığı dönemin her türlü özelliğinden yani gerçeklerden ya­rarlanabilir. Dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde bir konakta yaşanan olayların anlatıl­dığı bir romanda o günlerin zevklerinden, aile yaşa­mından, giyim kuşamından, mimarisinden, insan iliş­kilerinden, kısaca o günün gerçeklerinden izler bul­mak mümkündür. Halit Ziya’nın “Aşk-ı Memnu” adlı eseri bunun en belirgin kanıtıdır. Ama o roman, bu yö­nüyle bir tarih ya da sosyoloji kitabından çok farklıdır; çünkü yazar tüm bu gerçekleri edebiyatın kendine öz­gü dünyasında yeniden kotarmış ve ortaya bir edebi­yat klasiği çıkarmayı bilmiştir.

No Comments

Leave a Reply

Allowed tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

web development