Öğretici Metinler

GAZETE ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİN TÜRLERİ

1. MAKALE

Belli konularda bir gerçeği ortaya koymak, bir düşünceyi savunmak, okuyucuya bilgi vermek için yazılan gazete ve dergi yazılarına denir

Makalede yazar, düşüncelerini okuyucuya kabul ettirmeyi amaçladığından nesnel bir anlatıma başvurur.

Makalede öne sürülen yargılar kanıtlanabilir verilerle güçlendirilir; tanımlama, örnekleme, tanık gösterme, karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yolları kullanılır.

 Düşünceye dayalı bir metin türü yalın ve duru bir anlatım kullanılır; sanatlı ve soyut ifadelerden uzak durulur. Belgelerden yararlanılabilir.

 Makaleler; sanat, edebiyat, siyaset, bilim ve insanla ilgili her konuda yazılabilir.

Makale, alanında belli bir bilgi birikimine sahip kişilerce araştırma ve incelemeye bağlı olarak yazılır.

Edebiyatımızdaki başlıca makale yazarları şunlardır: Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Ali Suavi, Şemsettin Sami, Hüseyin Cahit Yalçın, Ziya Gökalp, Fuat Köprülü, Süleyman Nazif, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar..

2. DENEME

Yazarın belli bir konuda kişisel düşüncelerini veya duygularını kanıtlama gereği duymadan yazdığı yazılardır.

Her konuda yazılabilir.

Denemede ‘ben’  dili vardır. Bana göre ,bence gibi ifadeler sıkça kullanılır.

Konular derinlemesine değil yüzeysel olarak anlatılır.

Denemenin kurucusu Fransız Yazar Montaigne’dir. İngiliz Bacon da önemli bir denemecidir.

Bizde Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmaya başlamıştır.

Nurullah Ataç en önemli denemecimizdir.

 Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Suut Kemal Yetkin, Selahattin Eyüpoğlu, Cemil Meriç bizdeki diğer önemli deneme yazarlarıdır.

3. FIKRA

Gazetelerdeki köşe yazılarıdır. Güncel, siyasi, toplumsal konular üzerinde kişisel görüşlerin ele alındığı kısa gazete veya deri yazılarıdır.

Okuru etkileyip kamuoyu oluşturmak amaçlanır.

Yazar düşüncelerini kanıtlamak zorunda değildir.

Konuşma dili havasında yazılır.

Yazarın entelektüel birikimi ve deneyimlerin çok olması önemlidir.

Edebiyatımıza Tanzimat’la birlikte girmiştir.

Ahmet Rasim, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Peyami Sefa, Haldun Taner önemli fıkra yazarlarıdır.

4. SOHBET

Yazarın konuşma havası içinde okuyucuyla sohbet ediyormuşçasına kaleme aldığı  her konuda yazılabilen yazılardır

Yazarın amacı düşündürmek olmadığından ayrıntılara girilmez.

Konuyu monotonluktan kurtarmak için şakacı bir üslupla güldürü unsurları  kullanılarak verilir.

Özellikle denemeye benzer ama senli benli bir dil ve samimi ifade tarzıyla denemeden ayrılır. Deneme daha ciddi bir ifadeyle yazılır.

Cumhuriyet döneminden önce musahabe ismiyle kullanılmıştır.

Ahmet Rasim (Ramazan Sohbetleri) Eşref Rado (Eşref Saati) Melih Cevdet Anday (Dilimiz Üzerine Söyleşiler) Suut Kemal Yetkin (Edebiyat Söyleşileri) Nurullah Ataç ( Karalama Defteri) önemli örneklerdir.

5. ELEŞTİRİ (TENKİT)

Belli bir sistem dahilinde edebi veya sanatsal eserin hem olumlu hem olumsuz yönlerinin anlatılıp eserin anlaşılmasına katkı sağlayan yazı türüdür.

Eleştirmenden nesnel olması beklenir.

Somut veriler üzerinden esere bakılması gerekir.

Eleştirilen eserin çağın ve dönemin  şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir.

Tanzimat döneminde Namık Kemalin Tahrib-i Harabat’ı ilk eleştiri sayılır.

Servetifünun döneminde olgunlaşmıştır. Ahmet Suavi, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit önemli eleştiri yazarlarıdır. Cumhuriyet döneminde Nurullah Ataç, Fethi Naci, Mehmet Kaplan, Asım Bezirci eleştiri türünde etkili isimlerdir.

6. RÖPORTAJ

Bir olay, mekan ya da gerçeği inceleme araştırma, soruşturma , gezip-görme gibi yöntemlerle belgeleyerek yansıtmayı amaçlayan gazete ve dergi yazılarıdır.

Röportaj soru-cevaplardan oluşan mülakatlarla karıştırılmamalıdır.

Röportajlarda güncellik önemlidir. Yazarın kişisel düşünceleri de önemlidir.

Edebiyatımızda Yaşar Kemal ( Bu Diyar Baştan Başa) Fikret Otyam (Oy Fırat Asi Fırat) gibi Eserler önemlidir.

7. MÜLAKAT

Toplumda herhangi bir alanda tanınmış kişilerle karşılıklı soru-cevaplarla yapılan yazı türüdür.

İlk örneğini Rüya isimli eseriyle Ziya Paşa vermiştir. Ayrıca Ruşen Eşref Ünaydın Diyorlar ki ve Yaşar Nabi Nayır’ın Edebiyatçılarımız Konuşuyor isimli eserleri önemli örneklerdir.

8. HABER YAZILARI

Bir olay veya durumun halka bilgi vermek amacıyla aktarılmasıyla oluşan yazılardır.

Günümüzde gazete, televizyon, radyo ve internet aracıyla yapılır.

Haber yazıları 5N 1K ne, nerede, niçin, ne zaman, nasıl ve kim sorularıyla yapılır.

Haber yazıları açık, anlaşılır, nesnel ve tarafsız olmalıdır.

Heyecan içeren yazılara Sansasyonel haber, Yalan haberlere de Asparagas haber denir

 

KİŞİSEL HAYATI KONU EDİNEN ÖĞRETİCİ METİNLER

1.GEZİ YAZISI

Bir yazarın gezip gördüğü yerleri kendi bakış açısıyla anlattığı yazılardır.

Eski ismi seyahatnamedir.

Sade anlaşılır bir dili vardır.

Öyküleme, betimleme, açıklama anlatım biçimleri kullanılabilir.

Gelenek görenekler, yaşam tarzı, tarihi ve doğal güzellikler bu türün temelini oluşturur.

Dünya edebiyatında en eski örneklerini, Heredotos, Marco Pola, İbni Batuta vermiştir.

Bizde Seyid Ali Reis’in Miratül Memalik ile Babürşah’ın Babürnamesi ilk örnekler sayılır.

En önemli eserlerden biri Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesidir.

  Azra Erhat Mavi Yolculuk, Mavi Anadolu

Ahmet Haşim Frankfurt Seyahatnamesi

Ahmet Mithat Efendi Avrupa’da Bir Cevelan

Bedri Rahmi Eyüboğlu Canım Anadolu, Tezek

Bedi Faik; Sam Amca’nın Evinde

Burhan Arpat , Avusturya Günlüğü

Cenap Sahabettin: Âfak-ı Irak, Hac Yolunda (Mektup türünde yazılmış.) Avrupa Mektupları (Mektup türünde yazılmış.) Suriye Mektupları

Erdal Öz  Allı Turnam

Evliya Çelebi   Seyahatname

Haldun Taner  Düşsem Yollara Yollara

Falih Rıfkı Atay      Deniz Aşırı, Taymis Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Yeni Rusya, Gezerek Gördüklerim

Nuri Güntekin Tuna’dan Batı’ya, Anadolu Notları

Seydi Ali Reis, Miratü’l Memalik

Nadir Nadi, İki Sovyet Rusya

Cevdet Anday; Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan

Ahmet İhsan Tokgöz, Avrupa’da Ne Gördüm?

Yusuf Ziya Ortaç, Göz Ucuyla Avrupa

Attila İlhan, Abbas Yolcu

2. ANI (HATIRA)

Bir kişinin başından geçen ve tanık olduğu olayları anlattığı yazı türüdür.

Belli bir dönem anlatılır.

Üzerinden zaman geçtikten sonra yazılır.

Çeşitli karşılaştırmalar yapılarak bilimsel bilgi olarak kabul edilebilir. Bu sebeple tarihe de kaynaklık edebilir.

Batı Edebiyatındaki ünlü anı yazarları ve eserleri şunlardır:

Sain-Simon – Hatıralar

Rousseau – İtiraflar

Türk edebiyatındaki anı eserlerine örnekler ise şunlardır:

Babürşah’ın Babürname’si anı ve gezi yazısı olarak ilk örnek sayılabilir.

Ziya Paşa – “Defter-i A’mâl”

Muallim Naci – “Ömer’in Çocukluğu”

Ahmet Rasim – “Falaka” ve “Muharrir, Şair, Edip”

Halit Ziya UŞAKLIGİL – “Kırk Yıl” ve “Saray ve Ötesi”

Hüseyin Cahit YALÇIN -“Edebî Hatıralar”

Falih Rıfkı ATAY – “Çankaya” ve “Zeytindağı”

3. GÜNLÜK (GÜNCE)

Duygu ve düşüncelerin olay ve durumlarla birlikte günlük olarak anlatıldığı yazı türüdür.

Günlüklere tarih yazılır.

Samimi ve açık bir dille  yazılır.

Divan edebiyatında Ruznameler günlük örneği sayılabilir.

Direktör Ali Bey’in “Seyahat Jurnali”(1897) adlı gezi kitabı batıdaki anlamıyla Türk edebiyatında görülen ilk günlüktür.Bunu şair Nigâr Hanım ın “ Hayatımın Hikayesi” adlı eseri izler.

Ömer Seyffettin : Ruzname

Nurullah Ataç: Günce, Uçuş Günlüğü, Gazi Günlüğü Avusturya Günlüğü 

Salah Birsel : Günlük , Kuşları Örtünmek, Nezleli Karga, Bay sessizlik, Aynalar Günlüğü

Oktay Akbal: Yeryüzü Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılarda Görmek

“Refik Ahmet Altınay Kafkas Yollarında

Falih Rıfkı Atay: Yolculuk Defteri :

Tomris Uyar: Gündökümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerin Tortusu.

 4. BİYOGRAFİ (YAŞAMÖYKÜSÜ)

Tanınmış kişilerin hayatlarını anlatan yazılara denir.

Kişilerin hayatları kronolojik olarak anlatılır.

Geniş bir araştırma inceleme gerektiren yazılardır.

Tarihe kaynaklık edebilir.

Divan edebiyatındaki tezkire türüne benzer.

Bizim edebiyatımızda Ali Şir Nevai’nin Mecalis’ün Nefais isimli eseri ilk örnek sayılır.

Anadoludaki ilk tezkirre ise Sehi Beyin Heşt Behişt isimli eserdir.

 Recaizade Mahmut Ekrem-> Kudemadan Birkaç Şair (1885);

Muallim Naci-> Osmanlı Şairleri (1890);

Beşir Fuad-> Viktor Hugo (1886);

Süleyman Nazif-> Mehmet Akif (1924);

Kenan Akyüz-> Tevfik Fikret (1947);

Mehmet Kaplan-> Namık Kemal Hayatı ve Eserleri (1948);

Olcay Önertoy-> Halit Ziya Uşaklıgil, Romancılığı ve Romanımızdaki Yeri (1965);

Birol Emil-> Mizancı Murad Bey, Hayatı ve Eserleri (1979);

Nurullah Çetin-> Behçet Necatigil, Hayatı, Sanatı ve Eserleri (1998).

Tanpınar’ın Yahya Kemal

Yakup Kadri’nin Atatürk

5. Otobiyografi (Özyaşamöyküsü)

Tanınmış bir kişinin kendi hayatını anlattığı yazı türüdür.

Kronolojik olarak yazılır.

Örnekler:

Halit Ziya  Kırk Yıl (Anı- otobiyografi)

Aziz Nesin  Böyle Gelmiş Böyle Gitmez

Necip Fazıl Kafa Kağıdı

Hasan Ali Yücel Hayatım

6. MONOGRAFİ

Ele alınan bir konunun bazı yönleri üzerinde özel bir görüşle derinlemesine yapılan incelemeleri yansıtan yazılara monografi (tek yazı) denir. Monografinin başlıca özelikleri şunlardır:

Monografide tek yön üzerine derinlemesine araştırma söz konusudur. Araştırmada o güne kadar gizli kalmış yönler belirlenip ortaya konulur.

Biyografiden farkı biyografide hayatın tümünün monografide tek yönünün ele alınmasıdır.

Monografi; bilimsel nitelikli olması bakımından eleştiri türünden ayrılır.

7. MEKTUP

Mektuplar, “özel mektuplar”, “resmî mektuplar” ve “iş mektupları” olmak üzere üçe ayrılır.

 

Özel mektuplar: Birbirinden uzakta bulunan yakın akraba veya arkadaşların haberleşmek, bir olayı aktarmak, bilgi vermek, ortak düşünceleri paylaşmak gibi çeşitli amaçlarla yazdıkları ve sadece yazanla okuyanı ilgilendiren mektuplardır

Edebî mektuplar: Edebî mektuplar açık olarak bir dergide veya gazetede yayımlanır. Yazar, birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini, düşüncelerini, duygularını anlatır. Ancak asıl amaç bu duygu, düşünce ve görüşleri herkese anlatmaktır. Edebî mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür. Örneğin Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya’ya Mektuplar ve Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar’ı edebi mektup türüdür.

 

Resmi Mektuplar: Kamu kurum ve kuruluşlarıyla kamu hizmeti veren tüzel kişi niteliği kazanmış oda, sendika, baro, meslek birliği gibi çeşitli kuruluşların vatandaşlara ve tüzel kişilere gönderdikleri mektuplara resmî mektup denir.

Dilekçe: Çeşitli dilek, ihbar ve şikâyetlerin bildirilmesi ya da herhangi bir konuda bilgi talep edilmesi için resmî makamlara sunulan imzalı ve adresli mektuplara dilekçe denir

 

İş Mektupları: Ticari işletmelerin birbirlerine ve vatandaşlara, vatandaşların da bu işletmelere gönderdikleri iş, hizmet ve ticaret konulu mektuplara iş mektubu denir.

Türk Edebiyatında Mektup

Türk edebiyatında mektup türünün geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. “Münşeat larda özel ve resmî mektuplara çokça yer verilmiştir

Tanzimat’tan sonra ilk ilgi çekici mektup örnekleri Akif Paşa’ya aittir ve bu mektuplar 1885 te yayımlanmıştır.. Namık Kemal’in “Hususî Mektuplar”, Abdülhak Hamid Tarhan’ın “Mektuplar”, Muallim Naci’nin “Muhaberât ve Muhâverât” adlı eserleri bunlara örnek gösterilebilir.

Mektuplardan oluşan romanlar hikâyeler, anılar, gezi yazıları kaleme almıştır. Halide Edip’in “Handan”; Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Mutallaka”, “Sevda Peşinde”; Reşat Nuri Güntekin’in “Bir Kadın Düşmanı” adlı romanları bunlar arasında sayılabilir. Ömer Seyfettin bazı hikâyelerini, Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Bir Serencam’ ı mektup tarzında kaleme almıştır.

Mektup tarzında yazılmış şiirler de vardır. Kemalettin Kamu’nun “İzmir Yolunda Son Mektup”, Orhan Veli’nin “Oktay’a Mektuplar” adlı eserleri bu şekilde yazılmıştır.

Nurullah Ataç’ın ‘Okura Mektuplar” adlı deneme kitabı mektuplardan oluşmaktadır. Cumhuriyet Döneminde de bazı sanatçıların mektupları toplanarak kitap hâlinde yayımlanmıştır. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: Cevat Şakir Kabaağaçlı “Mektuplarla Halikarnas Balıkçısı, Nazım Hikmet ‘Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar”, Ahmet Hamdi Tanpınar “Mektuplar”, Cahit Sıtkı Tarana “Ziya ya Mektuplar”.

 

SÖZLÜ ANLATIM

Sözlü Anlatım Türleri Şunlardır:

1.Söylev (Nutuk): Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek; onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak; önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan etkili, coşkulu konuşmalara denir.

Türk edebiyatının en güçlü söylev örneği Atatürk’ün “Büyük Nutku”dur.

2.Konferans:

Hazırlıklı ve plânlı konuşma türlerindendir. Herhangi bir bilimsel alanda, topluluk karşısında yapılan konuşmalara  denir.

3.Sempozyum:

Belli bir konuyu aydınlatmak amacıyla, bilim adamı ve araştırmacıların bir araya geldikleri ve konuşmacıların konunun belirli bölümlerini sundukları, tartışmalı toplantılardır. Bir başka deyişle; ortaya konan konu hakkında aynı oturumda, çeşitli kişilerin yaptıkları açıklamalı konuşma türüdür.

4.Açık Oturum:

Konusunda uzman kişilerin bir masa çevresinde toplanarak tartışmasına denir.

5. Panel:

Bir konunun, karara varmaktan çok, çeşitli yönlerden aydınlatılması için, küçük bir topluluk önünde, bir sohbet havası içinde tartışılmasına denir.

6. Forum:

Bir başkanın yönetiminde, toplumu ilgilendiren bir konuda, farklı gruplardan oluşan dinleyicilerin söz sırası alarak konuşma kuralları içerisinde yaptıkları tartışmalara denir.

7. Seminer:

Bir konu üzerinde bilgi alışverişinde bulunmak ya da tartışma yapmak amacıyla düzenlenen toplantı.

8. Sunum:

Bilgileri yenileyen, pekiştiren, hatırlatan, önemli noktaları öne çıkaran; bir çalışma sonucunu açıklayan; laboratuvar araştırmalarını sunan, anket sonuçlarını ifade eden; önemli olay ve olguları dile getirmek üzere yapılan konuşmalara denir.

 9. Münazara:

Herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin karşılıklı olarak savunulmasına denir.

Münazarada önemli olan “savunma”dır. Taraftarı az olan bir düşünce, iyi savunulduğu zaman çok kişi tarafından takdir edilebilir.

One thought on “Öğretici Metinler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir