Baba Evi Özeti

YER VE ZAMAN

Cumhuriyet yılları sonrası bir genellikle mahallede, genç adamın evi ve fabrikada geçen bir romandır.

KARAKTER ANALİZLERİ

Kitabın baş karakteri: Bir katip ve yeni evlenmiş. 24,90 kuruş maaş ve babasının kötü ününe rağmen evini geçindirmeye çalışan eşini çok seven bir adamdır. Baş karakterimiz bir baba adayı ve o zamanı zorluklarını bize yansıtıyor. Genç bir adam olmasına rağmen zamanın şartları yüzünden yorgun düşmüş genç bir mutsuz adam.

Baş karakterin eşi, Emine : Genç katibin karısı. Bir anne adayı ve eşini çok seviyor bütün zorluklara rağmen onun yanında kalmaya kararlı genç ve güzel kadın. Her insan gibi çok hayal kurmayı seven hatta diğer insanlara tekabülen daha çok seviyor. Belki bu kitapta en çok acıyıp üzüleceğimiz kişi odur.

Aliş ve Ailesi : Genç eşlerin komşuları ve yakınları. Kimi zaman mutsuz olduklarını duyduktan sonra mutlu etmeye gider, kimi zaman yardım eder, kimi zaman nasihat verirler. Yani genç çiftin yakın komşularıdır. Bir dönem genç adama hak verir bir dönem ise karşısında olurlar. Eski dönemlerin biraz bilgisiz yardımsever çekirdek ailesi.

Kızlarına gelince küçük olan kızı Recep’e aşıktır. Onların arasındaki garip aşk biraz fazla garip ve saf.

Recep : Recep’e geldi sıra. Babasını kaybetmiş annesi ise daha sonra evlenmiş ve üvey babası yüzünden evi terk etmek zorunda kalmış bahtsız bir genç. Ayrıca baş kahramanın en yakın arkadaşı. Her zaman birbirini kollayan iki yakın dost. Recep biraz fazlaca saf ve vefalı. Bu hikayede onun en çok Bethoven’a aşık ve daha sonrada sevgilisine aşık vefalı bir dost.

Güllü : Emine’nin yakın arkadaşı fakat bana göre sözde yakın arkadaşı. Emine’nin başına gelen belaların birçoğu Güllü yüzündendir. Dedikoducu, kıskanç, vefasız, dostluğun anlamını bilmeyen bir kadın.

                                KİTABIN ÖZETİ

” Fırtınaların çalkaladığı korkunç okyanuslarda, parçalanmış yelkeni, kırılmış dümeniyle küçük bir yelken gibi,

Ne yapacaktı? ”

 Roman  yirmi dört doksan beş kuruşa çalışan bir katip ile eşinin çektiği sıkıntıları anlatıyor. Bu genç adam yeni evlenmiş bir adamdır. Bir fabrikada katiplik yapıyordu ama fabrikanın müdürü ondan pek haz etmiyordu. Bu genç adam ve eşi aynı zamanda bir çocuk bekliyorlardı. Büyük hayalleri vardır fakat onlara göre büyük. Bu iki gencin en büyük sıkıntısı maddi sıkıntılardır tüm ay boyunca yirmi dört doksan beş kuruşla idare etmek zorundadırlar. Lakin dönemin zorluklarına karşı ve müdürün genç adamı sevmemesi üzerine  maaşına zam yapılması çok zordur, o kadar zordur ki düşünün ki yarı fiyatına çalışacak insanlar her gün fabrikanın önünde sıra olmaktadır. Bu yüzden sarı karyola, yeni ayakkabılar, bembeyaz çarşaflar hep hayallerde kalmıştı. İki gencin bu mutsuzluğu üzerine onların evine gidip biraz rakı veya şarap alan Ali abi, eşi ve kızları tüm mahalleyi toplayıp (neredeyse) genç çift mutlu olsun diye onların evinde çalıp oynuyorlardı.  Bir gün yine genç çiftin evine gelmişlerdi ve genç adamın en yakın arkadaşından -Şaban- söz açılmıştı. Şaban bir odacıydı. Genç katiple aynı fabrikada çalışıyorlardı. Bu  genç adam kitap okumayı- daha çok Beethoven okumayı- keman çalmayı, hayatı deli dolu yaşamayı seven bir genç adamdır. Ve Ali bey onun bu halinden ve odacı olmasından dolayı hiç sevmemektedir. Lakin genç adam Şaban’dan öyle bir bahsetmişti ki Ali beyin küçük kızının gözleri parlamaya başlamıştı. Bu nedenle küçük kız hemen yakayı ele vermişti. Fakat Ali beyinde hali pek farksız değildi eşi o bir çırak iken ona kaçmış idi. Yani oda bir zamanlar bu durumdaydı. Lakin her şey zamanla yerine oturmuştu. Ali bey ve eşi mutluydu. Böylece hikaye ile zaman da gelip geçmiş gün bitmişti. Bu yorgunluğun üzerine genç çift hemen uyumaya gitmişti. Sabah uyanınca isi eşi alışverişe kendisi de işe gitmişti. Genç katibin eşini alışverişte rahatsız eden marketçi ve kasap kadına kötü gözlerle bakıp süzüyorlardı. Genç kadında , kadın olmak işte, bu adamların niyetini anlıyordu. Sürekli durup dururken ” Bacım başın sağ olsun  sen iste hesabı hemen sileyim ” diyorlardı. Böyle kötü bir zamanda kim  birine bedava et ve yiyecek verirdi ki ? Birde genç kadından habersiz eşine marketçi ve onun yeğeni camgöz eşine isimsiz mektuplar yoluyorlardı. Mektupta genç adamı en çok sinirlendiren ” Askere eşini de götüremezsin ya” kısmıydı. Genç adam bunlarla beraber babası yüzünden çoğu kişinin dışlamasına maruz kalıyordu. Bu dışlamanın en büyüğü muhasebe müdürü tarafından sürekli kullanılıp genç adamı mahcup düşürüyordu. Ne yapabilirdi ki ? Ekmek parası için bunlara göz yumuyordu. Yummak zorundaydı evde onu bekleyen hamile bir eşi vardı. Genç adam artık o kadar  bıkmıştı ki evde yüzü gülmüyor sürekli düşünüyordu. Ne yapabilirdi ? Böyle nereye kadar gidebilirdi ? Bunu fark eden genç kadın kocasının bu sıkıntılı haline çok üzülüyordu. Birilerinden duymuştu aynı şekilde bir kadında onlar gibi maddi sıkıntı çekiyormuş. Eşi için fabrikanın sahibinin eşine gitmiş ve derdini anlatmış fabrika sahibinin hanımda onlara yardım etmiş. Oda gidip eşinin maaşına zam isteyebilirdi. Eşinin rahatlaması ve çocuklarına iyi bir gelecek için yapmalıydı. Genç kadında bu konuda birinden öneri alma ihtiyacı hissediyordu oda doğal olarak en yakın arkadaşı Güllü ‘ye gitti ve ona her şeyi anlattı. Ne zaman başı sıkışsa yardımına koşan, her zaman onu dinleyen can arkadaşı. Kararı almak kolay icraata dökmek  ise bir o kadar zor. Birinden cesaret alması gerekiyordu. En yakın arkadaşının verdiği gazla gidip isteyecekti fakat bir şeyden habersiz en yakın arkadaşının onun dedikodusunu yapıp herkese duyurduğunu, bir üstüne bin kattığını birde gidip Ali abiye anlattığını Ali abinin de gidip olanları kocasına anlattığını işte bunları bilmiyordu. Bunların sonunda en yakın arkadaşı yüzünden  eşiyle uzun zaman arası çok kötü bozulacaktı. Bu arada bunu öğrenen genç adam yıkılmış eşinin ondan gizlice pis işler çevirdiğini zannediyordu. Oysa kadının hiçbir kötü niyeti yoktu. Genç adam bu kızgınlıkla işe gidince muhasebeciyle atışır ve daha kötü bir işe gönderilir. Yeni işi bir bez ambarında işçiliktir. Bu olayın düş kırıklıklarıyla yıkılan genç adam bir de üstüne karısını yakalaması üzerine iyice morali bozulur. Fakat daha sonradan genç karı koca birbirlerini çok sevdiklerinden barışırlar bunu fark eden Aliş abi herkesi toplar ve onlarının evine eğlenmeye gelir. Fakat genç adam tam tersine hiç eğlenmemişti. Başka sıkıntıları vardı işinden çok az para kazanıyordu ve geçinemiyorlardı. Yeni işinden faydalanabilirdi ama buda genç adam çok tersti hile ve hırsızlığı vicdanına sığdıramazdı. Zaten normalde de etik değildir böyle şeyler. O düşünce dursun günler geçer ve bir gün genç adam tehdit mektuplarını göndereni öğrenir ve o kişiden hesap sormaya gider fakat tehdit mektuplarını gönderen adamın annesinin öldüğünü duyunca ona acır ve susar. Genç adama göre hayatta her şey ancak bu kadar ters gidebilirdi. Eve dönerken bir baba dostu ile karşılaşır ve ona dertleşirler .Genç adam uzun zaman sonra ilk defa bu kadar ilgi görmüş ve bu kadar iyi hissetmişti. Yaşlı adam ona iş verebileceği tarzında birkaç söz söyleyince bir an olsun başından geçecekleri bilmeden sevinmiş ve eşi ile sevincini paylaşmıştı . Daha sonra baba dostu ile buluşunca, baba dostunun ona hırsızlık teklif etmesine üzerine tüm hayalleri yıkılmıştı. Yaptığı işi üzerinden ona hırsızlık teklif edince genç adam bunu duyar duymaz asla kabul etmeyeceğini söyleyip çıkmıştı. Baba dostu da genç katipten beklenmedik bir tepki alması üzerine şaşırmış, başkalarına onun yaptığı pis işlerini söylemesinden korkunca hemen onun iş yeriyle görüşüp onu çeşitli yalanlar ve bahanelerle kovdurmuştu. Genç adam artık tamamen çaresizdi başka yollara başvurmaktan başka çaresi yoktu. Genç adamın atıldığını duyan yakın arkadaşı Şaban hiç durur mu müdüre efsane bir tokat atıp oda istifasını verir. İki arkadaşında artık yeni bir işe ihtiyacı vardır.  İlk buldukları bir fabrikada akıllıca bir yöntemle müdürün yanına girmeyi başarırlar fakat genç adamın babasının kötü ünü onu burada da rahat bırakmaz. Şaban alınsa da onu almazlar.  Bunu duyan genç adamın eşi borçlardan ve maddi sıkıntıdan dolayı kocasından gizli bir işe girer. Genç adam bunu duyunca çok kızar ve izin vermez. İki genç çok kötü kavga eder. Genç adam iş bulmak üzere evden çıkar gider. Fakat genç kadın kocasının onu terk ettiğini zanneder. Oysa genç adam eski arkadaşı Gazi’nin yanına dertleşmeye ve iş bulmaya gitmiştir. Genç kadın her gün kocasının gelmesini beklemiş ve ağlamıştı. Genç adam ise bu süreçte hırsızlık ve cinayet bile işlemeyi düşünür. Böyle bir şey yaptı mı bilmiyorum çünkü yazar burada kesip genç adamın eşine geri döndüğünü ve genç kadının ” Çocuğum artık babasız değil.” sevinciyle bitirmiş.

 BENİM YORUMUM

Bu kitaptan sonra ki düşüncelerim:

Bu hikaye bana göre hayla devam eden zorlukları dile getiren bir kitap. İnsanlar o kadar alçalmış ki evli bir kadına göz koyabiliyorlar. İnsanlar o kadar insanlıktan çıkmış ki hırsızlığı illegal değil de sanki doğal bir şeymiş gibi karşılıyorlar. Aslında en yakın zannettiğimiz dostlarımız bizlere ne kadar uzak ve anlamlarından da bir o kadar uzaklarmış. Aslında insanın bilgili olmasından çok merhametli ve vicdanlı olması gerekiyormuş. Parayla, vicdan ve merhamet satın alınamıyormuş. Her şeyi alabileceğini zanneden zenginlerin parası. merhamete paralarımı yetmiyordu? Yoksa merhamet denen şey onlar için değersiz bir şey mi? Bir de insanların hiçbir sebep yokken galeyana gelmesine ne demeli o zamanları anlıyorum. Okumak bir hayli zor peki şimdi insanlar okuduğu halde neden cahil? İnsanlar bu kadar şanslı olmasına rağmen neden şükürsüz? Peki yakınımız denen akraba denen insanların tanıdık denen insanların kitapta olduğu gibi ” baba dostu ” kadar hayırsız?

En basit zorluklarda neden pes eder insanlar, kaçmak en iyi yol mudur? Kaçınca ne geçer insanın eline? Eline geçmek deyince insan bu dünyadan göçüp gidecek ya eninde ya da sonunda, eline geçecek olanın, yanında kalacak olanın dünya malı mı olduğunu zannediyor? İnsana kalacak olan ancak ve ancak yaptığı iyiliklerdir.

Büşra S.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir