Ferdi ve Şürekâsı Özeti

Zümre Farklılığının Sebep Olduğu Bir Çatışmanın Romanı

 

Kitaptaki Şahıslar

İsmail Tayfur: Yirmi dört yaşında kumral saçlı, uzun boylu, yeşil gözlü genç bir adamdır. Kendisini, Ferdi Efendinin serveti karşısında bırakmayacak kadar gururludur. Saniha’ya aşıktır, ondan bir türlü vazgeçemez, Hacer’le evlense bile aklında hep o vardır. Ancak olaylar onun kontrolü dışında gelişir. Duygusal biridir. Olaylar karşısında ezilir.

Saniha: Bahtsız Saniha, küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Annesiyle terk edilmiş bir viranede yoksul bir hayat sürerken annesi de hastalanır, ölür. Daha dört beş yaşındaki çocuk kendini bir anda sokakta bulur. Neyse ki İsmail Tayfur’un babası yolda ağlayan Saniha’ya acır ve evlerine alır. İsmail Tayfur ile büyür ve onu sever.  Hacer’le evlenmesine karşı çıkmaz ve aşkından fedakarlık yapar. Böylece bu aileye olan borcunu ödeyeceğini sanır. Romanda maddi imkansızlığın timsalidir.

Besime Hanım: İsmail Tayfur’un annesidir. Saniha ve oğlu ile mütevazı bir hayat sürerler. İsmail Tayfur’un Hacer ile evlenmesi işine sıcak bakar. Saniha’yı da çok sever ama oğlunun geleceğini düşünerek Hacer ile evlenmesini ister. Oğlunun mutluluğundan başka bir şey düşünmez

Hacer: Ferdi Efendi’nin on beş yaşındaki kızıdır. Annesi olmadan yetiştiği için bu sevgiden mahrum büyümüştür. Hayattan beklediği her şey babası tarafından verilmiştir. İsmail Tayfur’la olan evliliği de bunlardan bir tanesidir. Maddi açıdan zengin manevi açıdan fakir bir dünyası vardır. Sonunda büyük bir hayal kırıklığına uğrar ve trajik bir sonla yanarak ölür. Romanın teması içerisinde maddi imkanı temsil eder.

Ferdi Efendi: Hacer’in babasıdır. Ticarethanenin sahibidir. Ticarethane ona babasından kalmıştır. O da daha çok çalışarak babasından kalan servetini artırmıştır. Hayata kazanmak, kazanmak her zaman kazanmak için geldiğine karar vermiş; paradan başka dünyada hiçbir şeyin değeri olabileceğini düşünmek zahmetini asla duymayan bir insandır.

Nerime Hanım: Hacer’in mürebbiyesidir. Ona her türlü konuda yardım ederek bir nevi annelik yapmıştır.

                          Roman Hakkında

Modern Türk Romanının babası sayılan Halid Ziya Uşaklıgil’in Ferdi ve Şürekâsı adlı eseri, İzmir devresi romanlarının sonuncusu ve en geniş kapsamlısıdır. 1892 yılında Hizmet Gazetesi’nde tefrika edilmiş, 1895 yılında ise kitap halinde basılmıştır. Eser Mehmet Rauf tarafından üç perdelik piyes haline getirilerek Mehasin Dergisinde Ekim 1908’de yayımlanmıştır. Ferdi ve Şürekâsı romanı 21 bölümden oluşur.

 

Özet

Bu kitapta farklı görüşe sahip iki insanın çevre baskısıyla evlendirilmeleri ve bu evliliğin hazin ve hüzünlü bir şekilde bitmesi anlatılıyor. Fakir erkek İsmail Tayfur’un romanın sonunda aklını yitirmesi ve zengin kız Hacer’in de yangın sonucunda ölmesi bireylerin kendi hissi duygularının  dikkate alınmamasının bir sonucudur. Romanda maddi imkanlarının, yaşantılarının, duygularının tamamen farklı olduğu romandaki temel çatışma İsmail Tayfur’un yaşamış olduğu aşk para çatışmasıdır. İsmail Tayfur, fakir Saniha’yı sevmesine rağmen daha iyi imkanlarda yaşayacağı söylenerek çevresinin de etkisiyle Hacer’le evlendirilmiştir. Ne yazık ki yanlış yapmıştır. Roman realitesi içinde her ne kadar para kazanmış gibi gözükse de gerçekte romanın sonunda romanda adı geçen önemli kişileri yok ederek aşkın kazanması gerektiği anlatılmaya çalışılmıştır. Romanda ayrıca Ticaret evi de anlatılarak iş hayatı ve sosyal hayat hakkında bilgiler verilmiştir. (Roman bir hayli uzundur o yüzden olay örgüsünü ve muhtevasını anlatmak istemedim. Lakin çıkaracağımız sonucu ve önemli yerleri belli edeceğim.)

Romanın Mekânı

Romanda şahısların yaşamış oldukları yerler, onların refah zenginlik seviyelerinin bir göstergesi durumundadır. Bu durum, ruh hallerini de etkilemektedir. Halit Ziya’nın maddi imkan – imkansızlık çatışmasını daha etkili biçimde işleyebilmek amacıyla mekân-insan ilişkisine çok önem verdiği görülür. Bu roman da bunu gözler önüne serer. Romandaki mekanları kısaca açıklamak gerekirse:

 

Hacer’in Odası: Bu oda, bir genç kızın aklından geçebilecek her isteği yapmaya hazır bir zenginlikle meydana gelebilecek süslere donatılmış, her yanına bol bol göz alıcı renkler daha doğrusu ilkel renkler. Duvarlardaki pembe boya tablolar , her köşesinde bir sanat güzelliği, zengin bir baba tarafından tek bir kızına yalnızlığını unutturmak için yapılmış bir harikadır.

İsmail Tayfur’un Odası: Odası, çok küçük olmakla birlikte kendisini yalnız hissetmesinin en büyük sebebidir bu oda ve ayrıca öyle Hacer’in odası gibi lüks artı lüks falanda değil gariban zaten fakir bir insan kendisine yazı maması almak için bir hayli uğraşmış para biriktirip sonunda almıştır. İsmail Tayfur’un payına bu oda düşmüştür. Bu oda, bütünüyle kendisinindir. Sadece onundur… Odanın iki penceresi vardır, bunlar uzaya yani gökyüzüne açılmış iki gözdür ki, İsmail Tayfur, uzun uzun düşünmek istediği zamanlar, bunlardan birinin yanına dayanır; buradan gökyüzünü seyrederdi…

Romanın Zamanı

Romanın sonunda 20. bölümde İsmail Tayfur ile Hacer’in evliliklerinin üstünden bir hafta geçtikten sonra Hacer’in, İsmail Tayfur ve Saniha arasındaki konuşmayı dinlemesi bunun neticesinde aşkının büyük bir kine dönüşerek kendini yakmasını görürüz. Yangın hadisesi sonucunda Hacer ölür, İsmail Tayfur ise aklını yitirir. Romanın yirmi birinci bölümünde ise o feci kötü bedbaht hadisenin üzerinden bir yıl geçtiğinden söz edilir. Denilebilir ki romandaki yirmi bölümde olaylar kış mevsiminde başlar ve baharın sonunda yaz başlarında bir yangın hadisesiyle nihayet bulur. Yani geçen süre altı ay gibi bir zaman zarfıdır. Yirmi birinci bölümü ise bu bölümlerden ayrı düşünmek yerinde olacaktır. Çünkü bu bölümde yangın hadisesinden bir yıl sonraki durumdan bahsedilir. Yani yukarıda da ifade edildiği üzere romandaki vaka bir buçuk yıl gibi bir zaman zarfında gerçekleşir

Romanın Bakış Açısı ve Anlatıcısı

Roman, reel(gerçek) çatışmaların yanında ticari unsurları da içinde barındırdığı için sosyal ve realist unsurları birlikte görürüz. Bu roman için İzmir Dönemi romanları arasında teknik ve üslûp açısından en iyisidir denilebilir. Halit Ziya, hayatta gözlemlediklerini güçlü bir kurgu ile ele almıştır. Roman, hâkim bakış açısı ile anlatılmıştır. Anlatıcı geçmişte ve anda olan her şeyi bilmekte ve okuyucuya nakletmektedir

Roman, her ne kadar hâkim bakış açısıyla anlatılmış olsa da romanın birçok yerinde kahramanların söze girerek olayları kendilerinin anlatmaları, yani belirli bölümlerde kahraman anlatıcının bakış açısının kullanıldığına şahit oluyoruz.

Romanın Anlatım Özellikleri, Dil ve Üslûbu

Halid Ziya, bu romanında tasvirleri çok iyi kullanmıştır. Özellikle mekân tasvirleri orada bulunan kişilerin ruh hallerini bize yansıtması bakımından

önemlidir. Bunun yanında romandaki tiplerin tasvirleri de çok canlıdır. Üslûp sanatkarane üslûp dediğimiz, şiire yakın bir üslûptur. Ayrıca romanda konuşma dilinin sadeliğini de bozmadığını da görüyoruz.

Ferdi ve Şürekâsı, yazarının olaylar ve kahramanlar karşısındaki objektif tavrı, kahramanların duygu dünyalarının tahlili, mekân-insan ilişkisi, ayrıntılı mekân tasvirleri bakımından da bir hayli başarılıdır. Diğer romanlara büyük ölçüde örnek olmuştur.

Kitap Hakkındaki Şahsi Görüşüm

Hayatın nasıl olursa olsun hiçbir zaman toz pembe olmadığını ve kolay yoldan amaçlarımıza ulaşmaya çalışmanın bazen kötü neticeler doğurabileceğini anlatan bir kitaptır eseridir.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir