Gazap Üzümleri Özeti

Yer Ve Zaman

Gazap Üzümleri kitabı Sanayi inkılabından sonra bir ailenin  tarlalarını ve evlerini bırakmak zorunda kalması üzerine California’ya iş için yolculuk yapmalarını anlatan bir romandır.

Karakter Analizleri

Tom: kitabın ana karakteridir. Hapishaneden yeni çıkmıştır. Lakin pekte suçu yoktur. Tom’un memleketine geri dönüp ailesinin evinde bulamayınca sora sora gittikleri yeri bulur aile gitmek üzeredir bu yolculuk Tom’un hatta tüm ailenin hayatını değiştirip düzelteceğini zannedip aslında onları paramparça ve umutsuzlukla baş başa bırakacağından habersizdir.

Casy: Eski bir rahip ve yolun kaybetmiş bir adamdır. Bu yolculukta ana karaktere arkadaşlık eden kişidir. Ve maalesef bu yolculuğun mağdurlarından biridir.

Anne ve Baba: ana karakterin anne ve babası anne her zaman aileyi bir arada tutmaya çalışan güçlü bir kadındır.

Ailenin diğer üyeleri: Bu yolculuktan ailenin hepsi harap düşmüş hatta bazıları kendi yoluna düşmüş bazıları ise yolda kaybetmiştir.

Özet

Mayıs sonlarına doğru bir kırmızı kamyon ve sürücü sıradan bir gün. Hikayenin asıl kahramanı Tom arabanın yanındadır. Yeni hapisten çıkmış ve otostop çekmesi gerekiyordu çünkü parası yoktu kamyoncuda o sıra yani Tom kamyonunun yanında kamyona bakarken gelir kamyonun camında “Yolcu alınmaz.” yazıyordu zaten neden bekliyordu ki kamyoncu arabaya biner Tom da bir yolunu bulur ve iner adamı ikna etmeyi başarır yolda giderken adamın sürekli süzmesi üzerine rahatsız olan Tom ona her şeyi anlatır. Aslında hapishaneden çıktığını bir arkadaşının onun üstüne gelince refleks sonucu yanındaki kazmayı alıp arkadaşına vurması üzerine öldüğünü aslında onu sevdiğini ama yine olsa yine aynı şeyi yapacağını söyleyip arabadan iner. Tom aslında ailesinin yanına dönüyordu yolda bir kaplumbağa bulur ve onu da kendisine yol arkadaşı yapar ve yoluna devam eder yoluna devam ederken köyün vaizi Casy ile karşılaşır ve beraber otururlar dertleştiler Tom olanları tekrar vaize anlatır. Vaizde vaizliği bıraktığını ve yeni bir sayfa açtığını söyler onlar dertleşe dursun zaman akıp gider  artık kalkma vakti gelmiştir .Casy de Tom’la beraber köye gelmek istediğini söyler beraber yola çıkarlar ve köye ulaşırlar. Bide ne görsünler ? Köy gitmiş onun yerine bomboş tarla arazisi duruyordu. Tom’un beyninde şimşekler çakıyor misali şok olmuştu evlerinin oraya doğru gider. Evlerini gördükten sonra isteyerek değil zorla gönderildikleri anlar. Ve birden eski bir köylü olan Muley ile karşılaşırlar ve onlara her şeyi anlatır. Banka sahiplerinin geldiğini ve tarlaların hepsini ekmezseler atacaklarını hiç kimsenin durumu yetmediğinden ekemediklerini ve evlerini traktörle yıkıp onları evlerinden attığını onunda sinirlenip çıkmayacağını söylemesi üzerine bu halde olduğunu ve yıllardır orada hayalet gibi yaşadığını anlatır bunun üzerine Tom ailesini bulmaya karar verir fakat geç ve yorgun olduklarından o günü orda geçirirler 2 tavşanı pişirip yerler Muley’in hikayesi biraz onların yüreğini  burkmasa da benimkini burkmuştu. Bülbülü altın kafese koymuşlar yine de ille vatanım ille de vatanım demiş .İnsanın kendi memleketinden ayrılması üstelik zorla atılması kolay değil tabii. Gece yaşananlardan sonra Tom ailesinin John amcanın yanında kaldığını öğrenir ve yola koyulurlar, vardıkları zaman ise ailenin gitmeye yakın olduğunu görür ve Tom hemen babasının yanına gider. Babası Tom’u görünce şaşırır ve oğluna ilk sorusu “Kaçtın mı ?” olur. Tom ise şartlı bırakıldığını 3 yıl erken çıktığını söyler ve çaktırmadan annesinin yanına gider. Annesi oğlunu

görünce şaşırır aynı soruyu sorar ve ardından cevabı alınca rahatlar. Tom’un geldiğine çok sevinir aile toparlanır ve olanları anlatmaya başlarlar topraklarından atıldıklarını uzun zamandır çalışıp California ya gideceklerini onun gelmesinin çok iyi olduğunu çünkü onsuz gidince gözleri arkada kalacağını söylediler. Bu konuşmalar üzerine bir kaç gün sonra aile her şeyini satıp Muley ‘le vedalaştıktan sonra yola çıkarlar. Bu yolculuk zorlu olacaktır hurda bir araba ve çok kişi olmaları bunda büyük etkendir. Aile yola çıkar 63.karayolu belli başına bir göç yolu idi zaten .Bu yolda devam ederken büyük baba hastalanır ve durmak zorunda kalırlar Sairy ve Wilson onları ağırlar çadırlarında büyük babanın kalmasına izin verirler. Maalesef ki büyük babanın rahatsızlığı ölümle sonuçlanır. Vefat edince aile mecbur olarak paraları olmadığından büyük babayı oraya gömerler aile bu insanların onları ağırlaması üzerine onlara yardım etmek ister arabalarının bozuk olduğunu görünce onu yapıp yola Joad’ar ve Wilson’lar beraber devam ederler. Oklahoma eyaletini geride bırakırlar fakat bu sefer yolda Joad’ların arabasının motoru bozulur . Tom ve Casy bu arabayı yapıp gelene kadar ailenin devam etmesini söyler lakin anne buna karşı çıkar . Daha sonra anneyi yatıştırınca aileler bir kampa dinlenmeye giderler. Tom ve Al motor ararken arabanın yanında Casy duruyordu. Tom ve Al şans eseri çatlak bir arabacıda motoru bulurlar ve erkenden arabayı yaparlar bir gün dinlendikten sonra kamptan çıkıp yollarına devam ederler. Lakin California hakkında duydukları kötü şeyler ailenin umudunu kırmıştır. Fakat bu ailenin yine de devam etmesine engel olamamış yollarına devam etmiştir. Sonra çöle bir yakın yerde durup kamp yapmaya karar vermişlerdir çünkü anneanne ve Sairy hanım çok hastadır ve ailenin bir molaya ihtiyacı vardır herkes dinlenmek için kenara çekilir. Temizlenen Tom Noah ile konuşmaya başlar. Noah abisine bu nehirden dümdüz yürüyüp gideceğini ve onu kimsenin tutamayacağını söyler ve Tom diyecek sözü kalmayınca onun gitmesine göz yumar ve kaybolana kadar gidişini izler bu arada Sairy çok hasta olduğundan Wilson’lar onları beklememesini ve devam etmesini söyler. Aile onları ne kadar beklemek istese de kabul etmezler sonra gece ye doğru ana Tom’a jandarmaların gelip buradan gitmelerini söyleyince Tom hemen yola çıkmaya kara verir ve aile çöl yolunda gitmeye başlar . Bu yolda giderken maalesef ki anneanneyi de kaybederler. California’ya vardıklarında anneannenin cenazesini verip kamp kurarlar . Burada aylardır iş bulunmadığını insanların açlıktan ölmek üzere olduğunu söylerler. Aile çok mutsuzdur hayallerinin tam tersinin olması onları çok üzmüştür birde üstelik şerif yardımcısı ve bir adamın gelmesi olayların çıkması üzerine Tom’un şerif yardımcısına dalaşması çok kötü olmuştur. Casy Tom hapishaneye girmesin diye  suçunu üstlenir ve onu götürürler. Gece gelip buranın yakılacağını öğrenen aile orayı terk edip çok güzel bir kampa giderler . Aile burada yıkanır ve yerleşir hatta Tom iş bulur . Anne bu yerden çok mutludur lakin  buradan da hoşlanmayan şerif yardımcıları olay çıkarmaya çalışır. Bunu haber alan komite başkanı onlar için plan yaparlar ve  kargaşa çıkarıp bu kampı dağıtmalarını izin vermez.1 ay geçer ve Joad’ların yiyeceği kalmaz o civarlarda işte olmadığından Tom’un ilk 5 gün çalışıp sonra işten çıkarılması üzerine aile iş bulmak için kuzeye gitmeye karar verirler. Aile yola çıkar ve burada bir iş bulurlar, bu iş şeftali toplama işidir. Aile buradan kazandıkları ilk para ile yemek yediler . Daha sonra Tom orada Casy ile karşılaşır. Çalıştıkları yerde çok az para verdikleri için Casy’le arkadaşları grev yapıyordu. Casy ile Tom nehrin kenarında gezinmeye karar verirler. Burada biri şişman olan iki adam Casy’î öldürür Tom da şişman adamı öldürür.  Başı belaya giren Tom her şeyi ailesine anlatır. Ve saklanır. Bir süre sonra aile yola çıkar ve bir pamuk toplama işi bulur. Aile o işe girer bu süreçte de Tom saklanmak zorunda kalır. Bir süre sonra annesi ona bir miktar para verir ve annesi ona bu parayla buraların güvenli olmadığını ve buralardan gitmesini söyler. Ve Tom gider. Aile pamuk toplamaya devam eder aslında hikaye buradan sonra bir nevi biter aile sıkıntılar çekmeye devam eder ve her şeylerini kaybederler. Aslında iyi bir yaşam için çıktıkları bu yolda hayat onlara acı hüzünden başka bir şey vermez. Başka insanların çıkarları uğurlarına sadece bir aile değil bilmem ne kadar aile parçalanmış ya da her bireyini teker teker kaybetmişti.   
BENİM YORUMUM

Bu kitap için yazılacak çok şey ar aslında insanların, insanlık için yaptıkları devrimlerde aslında kimseyi umursamadıklarını ve bunların sadece kendilerinin hayatlarını daha güzel olmasını düşündükleri için yaptıklarını, insanların aslında sustukları için ezdiklerini,  kendi mezarlarını kendilerinin kazdığını, Bülbülü altın kafese koysalar da ille de vatanım ille de vatanım diyeceğini anladım. Umutla yola çıkan bir ailenin sadece umutlarının değil birbirinden kopuş gidişi. Parasızlığın yokluğun insanlarda psikolojiyi. En kötüsü de onlarca umudun bir felaket ile sonuçlanması. Irkçılığın en üst tavan yaptığı zamanda insanların sizinle nasıl dalga geçip aşağılamasına rağmen muhtaçlık ve umutsuzluktan göz yumduğunu göz yumulmazsa başkalarının nasıl susturduğunu. Bunu bir kişiyle değil birçok insanın yapabileceğini belki biraz daha anlamış oldum. 

   Beni dehşete düşüren, binlerce kez halime şükrettiren bir kitap.  Okurken kala kaldığım yerler. Aile bireylerin teker teker parçalanış anları.. Yurtlarından nasıl koparıldıkları.. Aslında bir nevi ölüme terk edildikleri ve buna devletlerin hiç bir şey dememesi. Dedim ya yazılacak çok şey var. Ve bunu ancak okuyan biri anlar. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

BEĞENDİĞİM YERLER
Ama bu toprak bizim. Ölçtük ve pay ettik. Biz bu topraklar üzerinde doğduk, öldürüldük, öldük. Toprak işe yaramazsa bile hala bizim. İşte bunlar bu toprağı bizim yapar. Onun üzerinde doğmak burada çalışmak ve burada ölmek… Toprağa sahip olmak için bunlar gerek, üzerinde bir takım rakamlar olan kağıt parçaları değil. 
Üzgünüz, bunu biz yapmıyoruz. Banka insanlara benzemez.
Evet ama bankada insanlardan kuruludur.
Yok, orada yanılıyorsunuz. Çok yanılıyorsunuz. Banka insandan başka bir şeydir. Öyle ki, Bankadaki her insanın bankanın yaptıklarından nefret eder ama Banka yine yapar. Söylüyorum size Banka insandan daha, çok daha büyük bir şeydir. İnsanlar yaratmıştır onu ama kontrol edemezler.
 Nedenler derinde ve basit bir midedeki açlığın bir milyonla çarpımı: bir kişideki neşe ve güven açığının bir milyon kere büyütülmüş: kaslar ve beynin, büyüme, çalışma, yaratma sancıları ve bunlarında bir milyonla çarpımı kasların çalışmak, Zihinlerin basit ihtiyaçların üzerinde bir şeyler yaratmak için çektiği sancılar ev, bir baraj yapmak ve bunlara özünden bir şeyler katmak ve karşılığında özü için duvardan, evden, barajdan bir şeyler almak. Ağır kaldırmaktan kasları geliştirmek, düşünüp kavramaktan net hatlar ve şekiller bulmak. Çünkü insan, diğer şeylerden: o şeyler organik olsun ya da olmasın, farklılık gösterir ve işinin ötesinde gelişir, kavraman basamak olarak kullanır, başarılarının ilerisine ulaşır. İnsan için şu söylenebilir: Teoriler değişip yıkıldığında: ulusal, dinsel ve ekonomik olsun ekoller ve felsefeler, ya da dar, karanlık düşünce yolları önce büyüyüp sonra dağıldığında, insan ileriye uzanır ve sendeler. Bu bazen acı verir bazen yanılgı niteliğini alır. İleri adım atarken geri kayabilir insan, ama ancak yarım adım kayar insan, ileri adım asla bir adım değil. Bunu böylece söyleyin ve bilin. Evet bilin Çarşıya kara uçaklardan bombalar yağdığı, tutuklular domuz gibi üst üste tıkıştırıldığı, ezilmiş gövdeler akıp toprağa karıştığı sürece bunu böyle bilin. Eğer adım atılmasaydı, ileri doğru sendelemenin verdiği sancı hayla duyulmasaydı bombalar düşmeyecek, boğazlar kesilmeyecekti korkun, asıl nokta çünkü atılan her bomba, ruhun ölmediğinin kanıtıdır. Mülk sahipleri yaşıyor da grevler durmuşsa, o zaman korkun çünkü, her bastırılan grev, bir adım atıldığına işarettir. Ve şunu bilin ki, insan oğlu bir kavram yüzünden acı çekip ölmüyorsa, o zaman korkmanız gerekir. Çünkü bu nitelik insan oğlunun var oluşunu oluşturur, bu nitelik evrende benzeri olmayan insanın ta kendisidir. ”

Büşra Subaşı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir