KÜRK MANTOLU MADONNA ÖZETİ

              KİŞİLER

RAİF EFENDİ:  Sessiz, sakin, sıradan  bir hayat süren sıradan bir insan gibi görünen ama aslında çok şey yaşamış kişi ana karakter. Bir şirkette Almanca çevirmenliği yapıyor.

MARİA PUDER (Kürk Mantolu Madonna):  Raif Efendi’nin aşık olduğu kadın. Güzel,  çekici,  aşkta farklı fikirlere sahip biri.  Aslında ressam ama keman çalıp şarkı söyleyerek para kazanıyor.

RASİM:  Raif Efendi’nin hikayesini öğrenmemize yol açan ve Raif   Efendi’nin son zamanlarda iletişim kurduğu tek kişi.  Meraklı.   Anlatıcı.

HAMDİ:  Raif Efendi ve Rasim’in tanışmasına vesile olan şirketin sahibi.  Rasim’in eski okul arkadaşı.

 

OLAYIN GEÇTİĞİ YER

Olayın geçtiği yer Ankara,  asıl mekan ise Almanya (Berlin) ‘ dır.

 

               ÖZET

Rasim bankada ki işinden çıkarıldıktan sonra yeni bir iş aramaya başlar;  sokak  sokak gezer ama sonuç yoktur, üç-beş kuruş parayla yazı geçirir.  Yine bir gün iş ararken eski okul arkadaşı Hamdi’yle karşılaşır. Rasim’in durumunu anlayan Hamdi, arkadaşına kendi şirketinde bir iş ayarlar.  Rasim işe gidip gitmemekte kararsızdır ama iş bulmanın zorluğunu düşünerek az maaş alsada işe gider. Oda arkadaşı Raif Efendi’dir.

Raif Efendi’yi sessiz, sakin, söylenen her şeyi yapan, Almanca çevirileri dışında kitap okuyan sıkıcı bir insan olarak görür.  Aynı zamanda onu çok merek eder.  Nasıl bir hayatı var,  Neden böyle…?

Çoğu kez onunla konuşmayı dener ama Raif Efendi hiç oralı değildir .

Bir gün Raif Efendi işe gelmemiştir ve çevrilmesi gereken  dosyaların Raif Efendi’nin evine ulaştırılması gerekir. Rasim, Hamdi’ye dosyaları kendinin götüreceğini söyler, hem geçmiş olsun diyecek , hem de nasıl  bir yerde yaşadığını görecektir.

Ankara sokaklarında turlayarak Raif Efendi’nin evine ulaşan Rasim dosyayı Raif Efendi’ye verir. Bu sırada evi, insanları gözlemler ve Raif Efendi’yi birazda olsa anlar.

Bir kış mevsiminde Raif Efendi yine hastalanır fakat bu sefer hastalığı çok uzun sürer. Dosyaları daha sık getirip götürmeye başlayan Rasim, Raif Efendi’yi daha iyi tanır. İki kayın biraderi, baldızı ve çocuklarıyla beraber yaşar. Ev geçindirme derdi Raif Efendi’deydi, kayınbiraderleri de çalışır ama giyim kuşamına anca yeter. Karısı ev işi yapmak dışında bir şey bilmez, kızı ise klasik cahil bir liselidir. Raif Efendi evde pek sayılmaz, herkes kendi derdindeydir ama ekmek almaya bile Raif Efendi yollanır…

Raif Efendi’nin hastalığı epey ilerleyince Rasim’den şirketteki çekmecesinde olan  her şeyi getirmesini ister.  Rasim eşyaları getirdiğinde ondan defteri sobaya atıp yakmasını ister. Rasim ise o sırada defteri biraz karıştırır, bu defterin Raif Efendi’nin hayatını anlattığını anlar.  Raif Efendi’ye çok ısrar ederek bu defteri okumaya başlar.

“20 Haziran 1933”tarihi ile başlar. Babasının Raif Efendi’yi sabunculuğu öğrenmesi için Almanya’ya, Berlin’e göndermesi ve Raif Efendi’nin  orada yaşadıkları yazar.

Berlin’in her yerini gezer bu sırada da dil öğrenir. Bir gün bir sergiye gider ve orada bir tablonun önünde durur. Saatlerce, günlerce… sergi bitene kadar gider ve o  tabloyu seyreder. Tablo bir kadın portresidir; gerçek, yaşayan bir kadın ve o kadınla tanışır.

Kadın ressam kendi portresini çizmiştir. Ressamdır  ve aynı zamanda “Atlantik” adlı mekanda keman çalıp şarkı da söyler. Kadın Maria Puder tablodaki adıyla “Kürk Mantolu Madonna” dır.

Raif Efendi, Maria Puder ile inişli – çıkışlı aşk yaşamıştır, yaşıyordur ama babasının ölümü ile Türkiye’ye döner ve Maria’yı arayacağı sözünü geride bırakır. Bu sürede Maria ile mektuplaşırlar ve  Maria  mektupta bir süprizden bahseder ama ısrarla söylemez ve seninle buluştuğumda söyleyeceğim der. Ama bu sırrı ondan öğrenemez. Mektupların arkası kesilir ve tüm iletişim kopar. Bir daha haber alamaz ama yaklaşık 10 sen sonra yani Raif Efendi’nin şimdiki zamanında Almanya’dan  bir kadını  görmüştür ve yanında küçük bir kız vardır . Gördüğü kadın Maria’nın akrabasıdır.  Raif Efendi 10-12 sene sonra bile Maria hakkında bir şeyler öğrenmek için konuşur ve Marianın 10 sene önce çocuğunu doğururken öldüğünü öğrenir. İşte Maria’nın süprizi budur. Hamiledir. Doğurduğu çocuk ise kadının yanında duran küçük kızdır. Raif Efendi kendi kızına el bile sallayamadan veda eder.

Defterde yazılanlar burada biter. Rasim okumasını bitirdiğinde Raif Efendi çoktan ölmüş olur.

-SON-

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir