ŞEKER PORTAKALI ÖZETİ

KİŞİLER

ZEZE:  Yoksul bir ailenin küçük oğlu, çok zeki ama çok haylaz, sarışın, başkahraman.

MİNGUİNHO (XURURUGUİNHO):  Bir şeker portakalı ağacı. Zeze’ nin isim takıp konuştuğu bir arkadaşı, ağacın da kendisiyle konuştuğunu düşünüyor.

MANUEL VALADARES (PORTUGA):  Zeze’ ye  sevgiyi, hayatın yaşanmaya değer yanlarını öğreten insandır. Zeze’yi iyi ve mutlu bir insan yapar.

BAY ARİVALDO: Bir sokak şarkıcısı ve şarkı sözü satar. Zeze ile iyi anlaşmış ve sakin bir dostlukları olmuştur.

EDMUNDO DAYI: Yaşlı bir akraba. Zeze’ye iyi davranır ve bilgilendirir.

GLORİA: Zeze’nin ablası. Zeze’yi en çok seven ve koruyan kişi, sarışın.

TOTOCA: Zeze’nin abisi. Zeze’ye karşı bencil bir kişi.

JANDİRA  ve  LALA: Zeze’nin büyük ablaları. Tüm zamanlarını sevgililerine harcarlar.

LUİS: Zeze’nin küçük kardeşi.

LUCİANO: Bir yarasa. Zeze’nin isim takıp konuştuğu bir arkadaşı.

ANNE: Çalıştığı için çocuklarıyla ilgilenemeyen bir kadın.

BABA (BAY PAULO): İşsiz olduğu için sıkıntılar yaşamakta ve çocuklarına karşı sabırlı davranamayan bir adam.

CECİLİA PAİM (ÖĞRETMEN): Haylaz bir çocuk olmasına rağmen  Zeze’nin  mükemmel bir çocuk olduğunu düşünen anlayışlı bir kadın, gözünün üstünde beyaz bir leke var.

 

OLAYIN GEÇTİĞİ YER – ZAMAN

1920’li yıllar. Rio de Janerio yakınlarındaki BAGU.

 

5 yaşındaki Zeze çok zeki ama aynı zamanda haylaz bir çocuktur. Yaramazlıkları yüzünden hem babasından ve kardeşlerinden dayak yer hem de herkes tarafından şeytan olarak görülür.

Babası işsiz, bundan dolayı sıkıntılıdır ve sabrı kalmamıştır. Annesi gece gündüz çalışır ve yorgunluktan  çocuklarla  ilgilenemiyordur. Jandira ve Lala ,  Zeze’ nin  büyük ablaları  tüm zamanlarını sevgililerine mektup  yazmakla harcarlar. Totoca, Zeze’nin abisi ise bencil biridir. Sadece Gloria, Zeze’nin ablası, Zeze’yi sever ve korur. Bir de küçük kardeşi Luis vardır, onunla ise Zeze ilgilenir.

Zeze, Edmundo dayısından bilgiler öğrenip kendi kendini eğitmeye, nesneleri öğrenmeye çalışan, hayal gücü geniş bir çocuktur.

Babasının  işsizlik sıkıntısı yüzünden taşınmak zorunda kaldıklarında, yalnızlık çekmemek için kendisine bir şeker portakalı ağacı seçer ve onunla konuşarak zamanını geçirmeye başlar. Bahçelerindeki bu şeker portakalı ağacı Zeze’ye cevaplarda vermektedir. Zeze’nin yakın arkadaşı olmuştur. Ağacın adını Minguinho koyar, eğer çok güzel bir gün geçirirse de ona Xururuguinho diye hitap eder. Bir de Luciano adında yarasa arkadaşı vardır. Onları çok sever.

Zeze  garip bir çocuktur. 5 yaşında olmasına rağmen okumayı sökmüştür ve bu durum herkesi şaşkına çevirmiştir. Erken yaşta okula başlamıştır  ve de çok başarılı olmuştur. Cecilia Paim öğretmeni  onu çok sever, altın yürekli bir çocuk olduğunu söyler. Ama Zeze evde çok yaramaz bir çocuğa dönüşür ve bu yüzden fazla fazla dayak yerdi ama yaramazlığı durmak bilmezdi. Bazen bu yaramazlığı karşısında kendini affettirmek için boya kutusunu alır, ayakkabı boyamaya çıkardı. Başına gelenleri ise her zaman  Minguinho’ya anlatırdı.

Her Salı  caddeye gelip şarkı söyleyen ve şarkı sözleri satan adamı dinler sözleri öğrenmeye çalışırdı. Adam bir gün Zeze’nin  sürekli onu izlediğini farkeder ve ona şarkı sözü alıp almayacağını sorar. Zeze parası olmadığını ama eğer izin verirse her Salı sadece bir şarkı sözü karşılığında yanında çalışmak istediğini söyler. Adam kabul eder ve onunla olduğu zamanlar işi hep iyi  gider. Tabi Zeze  bu sürede yani her Salı okulu asmak zorunda kalır ama Bay Arivaldo’dan da çok şey öğrendiğini düşünür. Kısa sürede  dost olurlar. Sessiz bir dostlukları vardır.

Bazen  okula giderken otomobillerin yedek tekerleklerine  yarasa gibi yapışıp giderler. Bunu neredeyse herkesin  arabasında yaparlar ama kimse Portekizli  Manuel Valadares’in  arabasında yapmaya cesaret edemez. Zeze bunu yapmaya karar verir  ve bir gün cesaretini toplayıp, Portekizli’nin arabasına atlar. Heyecandan motorun çalışıp ,çalışmadığını bile farkedemez, gözünü açtığında  karşısında Portekizliyi bulur. Portekizli, Zeze’yi öyle döver ki Zeze hırsından ona büyüdüğünde onu öldüreceğini söyler.

Manuel Valadares ise onunla dalga geçip sonraki günlerde onu gördüğü her zaman kornaya basar. Zeze ise hiç oralı olup konuşmaz bile.

Bir gün Zeze yine yaramazlığının kurbanı olup ayağını ciddi şekilde kesmiştir. Bunu görünce  babasının onu döveceğini bilen Zeze  bir şey çaktırmaz  sonraki gün topallayarak okula gider , yolda  Portekizli  onu görür ve onu eczaneye götürerek  ayağını sardırır. Üstüne pastaneye götürüp, limonata ve pasta ısmarlar  ve aralarındaki gerginlik bitip yerini  dostluğa bırakır.

O günden sonra her gün  Portekizli ile buluşurlar ama dostluklarının gizli  olması üzerine yemin ederler çünkü Zeze ile aralarında geçeni herkes biliyordur.  Zeze ona  Portuga demeye başlar. Portuga, Zeze’ye  sevgiyi gösterir, ona gerçek bir baba gibi davranır, onunla gezer, dertleşirdi. Zeze ise  hayatında en sevdiği kişiyi bulduğunu düşünürdü.

Evdeki baskılardan dolayı kendini Mangaratiba (tren)’nın önüne atmayı bile düşünür ama  Portuga ona hayatın yaşamaya değer olduğunu öğretir.

Ama bir gün  Portuga ölür. Hem de onu Mangaratiba öldürür. Portuga’yı  arabasının içindeyken  ezer. Hayatında en sevdiği kişi ölür  hem de bu olayın  üzerine Totoca’dan şeker portakalı ağacının kesileceği haberini alır.

Büyük bir şoka giren Zeze  yataklara düşmüştür. Gitgide zayıflar. Ne yerse kusar. Herkes onun için endişelidir. Gloria sürekli  Zeze’nin başında nöbet tutar, Totoca ise ona ağacının kesileceğini söylediği için vicdan azabı çeker. Çünkü herkes ağacının kesileceğini öğrendiği için böyle olduğunu düşünür. Oysa onun ağacı çoktan ölmüştür…

Tüm komşular, Zeze’nin ziyaretine gelir. Zeze ise Portuda’nın ölümünü düşünerek daha kötü olur.

Birkaç gün sonra her şey biter. Yaşamaya devam etmesi gerekiyordur. Ayrıca  babası bir iş bulur ve her şey yoluna girer.

 

-SON-

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir