PARNASİZM (ŞİİRDE GERÇEKÇİLİK)
Akımlar / Ocak 13, 2017

Sanat sanat içindir ilkesini savunmuştur. şiiri salt biçim olarak görürler. Bu yüzden biçim güzelliğini her şeyden üstün tutarlar. Kafiye ve redife önem verilir. Parnasyenler, şiirlerini daha çok “sone” tarzında yazarlar.(Sone: Türk şiirinde az görülen, iki dört dizeli ve iki üç dizeli bölümlerden oluşan ve uyak düzeni genellikle abba, ccd, ede olan şiir.) Doğal güzelliğe ve dış görünüşe büyük önem verir. Duygunun yerini düşüncelerin aldığı parnasizmde ayrıntılı ve canlı betimlemelere yer verilir. Parnasyenler Eski Yunan mitolojisine büyük hayranlık duyarlar. Dolayısıyla ele alınan bazı konular klasisizmle benzerlikler taşır. Dizelerin dış yapısı, sözcüklerin sıralanışı, seslerin uyumu, ritim ön plandadır. Bu yüzden parnas sanatçılar, ölçü ve uyağa çok önem verirler. Dizelerin dış yapısı, sözcüklerin sıralanışı, seslerin uyumu, ritim ön plandadır. Bu yüzden parnas sanatçılar, ölçü ve uyağa çok önem verirler. Parnasizmin Temsilcileri: Gautier Lisle Prudhomme J. Maria de Heredia Türk Edebiyatında Parnasizmin Temsilcileri: Parnasizm Türk edebiyatına Servet-i Fünun döneminde girer. İlk izleri Cenap Şahabettin’de olsa da bu akımın en belirgin etkileri Tevfik Fikret’te görülür. Kimi yönleriyle Yahya Kemal de bu akımdan izler taşır.

KLASİSİZM
Akımlar / Ocak 6, 2017

Kaynağı eski Yunan ve Latin edebiyatıdır. 1635 yılında Fransa’da Fransız edebiyatını ve dilini yönlendirmek için aydınlar tarafından Fransız Dil akademisi kurulur. Mutlak monarşinin hakim olduğu bu dönemde krallar bu sanatçıları desteklemişlerdir.  Bu aydınlar eski yunan ve Latin edebiyatçılarını örnek almışlardır.   ETKİLENDİĞİ FELSEFE          Descartes’in akıl ve sağduyuyu esas alan rasyonalist felsefesinden etkilenmişlerdir.  SANAT GÖRÜŞÜ Sanat sanat içindir anlayışına bağlı kalmışlardır. Aynı zamanda sanatın ahlaki ve öğreti yönü olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Okuyuculara direkt bu bilgileri vererek değil de sanat eseri üzerinden hareketle okuyucunun yanlıştan ve çirkinden uzaklaşıp iyiye güzele, erdeme ve aklın ideallerine kavuşmasını hedeflemişlerdir.  İŞLENEN KONULAR Doğa ve doğallık konu edinir. Konular daha çok eski Yunan ve Latin edebiyatlarından alınır.  BİÇİM-İÇERİK Konudan daha fazla konunun işleniş biçimine önem verildiğinden aynı konular birçok kez işlemişlerdir. Tiyatrolarda olayın bir günde geçmesi, tek bir mekanda ve tek bir olayda tamamlaması anlamına gelen üç birlik kuralı uygulanmıştır.  KİŞİLER Bu akımdaki eserlerde değişmez tipler oluşmuştur. Bu tipler aklını kullanabilen idealist kişilerdir. Kişiler aristokrat ve yüksek zümreden seçilmiştir. Aklını kullanamayan, düşkün ya da özürlü vb kişilere eserlerde rastlanmaz. Kişiler sadece ruhsal özellikleriyle değerlendirilmiştir. ÇEVRE Gerçek doğa betimlemeleri yoktur.  Doğa, insan doğasıdır. Dış mekan, dekor, kostüm gibi unsurlar fazla önemsenmemiştir.  DİL VE ANLATIM Üslup her zaman…