Kitaplık ve Okuma
Deneme / Ocak 29, 2017

          Evde bulunduğum zaman hayatım daha çok kitaplığımda geçer; oradan ev işlerini yönetmek imkanını da bulurum. Giriş kapısının hemen üstündeyim; hem bahçeyi, kümesi, avluyu görürüm, hem de evimin öteki bölümleri içinde sayılırım. Hiçbir düzene uymadan, hiçbir amaç gütmeden bir bu kitabı, bir şu kitabı karıştırırım; zaman olur hayal kurarım, zaman olur kurduğum hayalleri ya kendim yazarım ya da bir aşağı bir yukarı dolaşarak başkasına yazdırırım.         Kitaplığım bir kulenin üçüncü katındadır; birinci katta tapınak, ikinci katta da yalnız kalayım diye sık sık yattığım bir oda ile eklentileri, kitaplığın üstünde ise büyük bir sandık odası vardır. Eskiden kitaplık, evimin lüzumsuz yeriymiş. Bense hayatımın çoğu günlerini, günlerimin de çoğu saatlerini burada geçiriyorum.         Kitaplığım yusyuvarlak bir oda; masamla sandalyemi alacak kadar yer var; bir bakışta kitaplarımın tümünü birden görebileceğim şekilde düzenlenmiş beş raflı dolaplar çember halinde duvarları kaplar. Odanın, on altı adım çapında boşluğa bakan çok geniş ve çok güzel manzaralı üç penceresi var. Kışın daha az bulunurum bu odada; çünkü adından da anlaşılacağı gibi evim bir tepenin üstündedir; hiçbir odası da bu oda kadar yer almaz; bir gayret sarf etmemi gerektirdiği, ıssız bir yerde olduğu için hoşuma gider; böylece, hem çalışmamın verimli olmasını sağlar, hem de topluluktan beni…

Korkunç Güzel midir?
Deneme / Ocak 4, 2017

Korkunç güzel midir, manyak çok mudur, olağanüstü veya muhteşem midir, pis iyi midir?… Atıyorum, tutar mısınız? A oldu m, B olur musunuz? Full yaptım, şok oldum, okeyler misiniz?… Yha, simitchinin kharshisindaki bus stoptan bincekmiş, chaktın mı, yha biliyo musun, boyle supher zeka bishi bu yha, hady bye bye… Alo, Turkche konushuyoz burada heralde, annadınız mı?… Dil, keyfi kullanılabilecek önemsiz bir oyuncak mıdır? Düşünme yeteneğiyle, karakterle, kültürle, değerlerle ilgisi olmayan, rastgele oluşmuş ve bu yüzden rastgele değiştirilebilecek basit bir iletişim aracı mıdır? “Gün gelecek bir ilmî heyet 100, 50 hatta 25 yıl önceki Türkçeyi aramak için bir lisan arkeolojisi kazısına başlayacak. Ve onu bulmak için çok çalışacaktır.” diyen Burhan Felek (1973) abartmış mıdır? Siz bu soruların cevabını bir kez daha düşünürken, bakalım bilim adamları, düşünürler, insanlığa hizmet etmiş, önemli eserler bırakmış şahsiyetler dil için ne düşünüyor? İşte size sadece birkaçı: Dildendir mutluluk, dildendir değer, Dili olmayana insan mı derler? İnsanda dilince değişir kader: Ya yurda baş olur ya başı gider. (Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig’den) Konfüçyüs’e sormuşlar: “Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Büyük düşünür şöyle cevap vermiş: “Hiç kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlardım.” Dinleyenlerin şaşkın bakışları arasında sözlerine devam etmiş: “Dil kusurlu olursa, kelimeler düşünceyi anlatamaz….