AŞK KOKUSU
ŞİİRLER / Mart 10, 2017

Aşkın kalbimdeki taş Gönlümdeki ova Bir şimşek iner Selam veren kara bulutlara Yağmur damlaları bir zift misali Yağar, karışır nehrin berrağına Bir şimşek daha çakar Bir taş çatlar İçinden nehirler, ovalar akar Yönü sen, kıblesi sen Bu nehirlerin Aşk kokar her bir zerresi Dere yatağı senin gönlündür Benden sana uzanır Sana söyleyemediğim Boğazıma dizilen her kelime Bu suda saklıdır Gözlerine bakınca Bir yıldırım daha iner Taşırır pınarları, dereleri Dayanır gözlerime Göz yaşım süzülür damla damla Yanaklarımın uçurumlarından İZZET EMRE KAYAOĞLU Yalnızlığın yalnızlık olduğu Saatlerde, gecelerde Elimde kalemim Feryatlarım dilimde Gönlümün kulağı sağır Can çekişir Ruhumun ücra köşelerinde Nehirler taşar gönlümden Vurur gözlerimin kıyılarına Dalga dalga … Sonra sen gelirsin aklıma Düşer bir damla daha Susup derdimi dinleyen kağıda Sel aldı gözlerim Şelale oldu yanaklarım… Bir yanım duman altı Beyin iflas, gönül sarhoş Rutubetli bir oda Sisli bir gece Bir örümcek var cılız Tutunmuş ağına bir köşede Neyi bekler böyle, amaçsızca Anlamadım, anlayamadım… Bende böyleyim galiba Sana bağlanmışım Bekliyorum amaçsızca gelmeni Gelmeyeceksin biliyorum Bağlanmak, sevgi örmek kalbe Saçmalık, delilik Sevgi örüyorum yollarına Bekleyeceğim gelmeni İZZET EMRE KAYAOĞLU

ŞEN SOFRA
ŞİİRLER / Mart 10, 2017

Bu gece mey eşlik eder bana Alttan güzel bir müzik tınısı gelir Denizden çıkan balıkların taze kokusu gelir sonra Martı sesleriyle ne güzel olur Bu şen sofra Bu gece insanlar eşlik eder bana Sohbet hayli cümbüş olur Kahkahalar, bağırışlar duyulur sonra Çocuk gülüşleriyle ne güzel olur Bu şen sofra Bu gece şiirler eşlik eder bana Her mısrası sen olan şiirler okurum Dörtlüklerde senin ışığın parlar sonra Kelimelerin ahengiyle ne güzel olur Bu şen sofra Bu gece şarkılar eşlik etti bana Melodisi keskin bıçak gibiydi Yüreğime derinden saplandı sonra Sözlerin giziyle ne güzel olur Bu şen sofra Her şey eşlik etti de bir sen eşlik etmedin bana MERT YAMAN

Bursa’da Zaman
ŞİİRLER / Ocak 31, 2017

  Bursa’da Zaman Bursa’da bir eski cami avlusu, Küçük şadırvanda şakıyan su; Orhan zamanından kalma bir duvar… Onunla bir yaşta ihtiyar çınar Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rüya da n arta kalmanın hüznü İçinde gülüyor bana derinden. Yüzlerce çeşmenin serinliğinden Ovanın yeşili göğün mavisi Ve mimarilerin en ilâhisi.   Bir zafer müjdesi burda her isim: Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın. Güvercin bakışlı sessizlik bile Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle. Gümüşlü bir fecrin zafer aynası, Muradiye, sabrın acı meyvası, Ömrünün timsali beyaz Nilüfer, Türbeler, camiler, eski bahçeler, Şanlı hikâyesi binlerce erin Sesi nabzım olmuş hengâmelerin Nakleder yâdını gelen geçene.   Bu hayalde uyur Bursa her gece, Her şafak onunla uyanır, güler Gümüş aydınlıkta serviler, güller Serin hülyasıyla çeşmelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından Billûr bir âvize Bursa’da zaman.   Yeşil türbesini gezdik dün akşam, Duyduk bir musiki gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur’an sesini. Fetih günlerinin saf neşesini Aydınlanmış buldum tebessümünle.   İsterdim bu eski yerde seninle Başbaşa uyumak son uykumuzu, Bu hayal içinde…  Ve ufkumuzu Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk, Havayı dolduran uhrevî âhenk.  Bir ilâh uykusu olur elbette Ölüm bu tılsımlı ebediyette,…