Tevfik Fikret
11 Türk Dili ve Edebiyatı / Aralık 30, 2016

Tevfik Fikret, 1867’de İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mehmed Tevfik’tir. Küçük yaştan itibaren şiire ilgi duyup şiirler yazmaya başladı.Gençlik dönemlerinde eski şiir geleneğinin etkisinde taklit şiirleri yazmıştır. Tesadüfen bir antolojide şiirlerini okuduğu Charles Baudelaire, Sully Prudhomme ve özellikle François Coppée’yi tanıdıktan sonra Kendi çizgisini belirlemeye başlamıştır. 1896-1901 yılları arasında  Servet’i Fünun dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1901 yılında dergi kapatılınca Bebek sırtlarında yaptırdığı “Aşiyan” adını verdiği evinde inzivaya çekildi. Bu süre zarfında yalnızca Robert Koleji’nde öğretmenlik yaptı. Fikret, 1915’de şeker hastalığından hayata gözlerini yumdu. Dergiye yazı işleri müdürü olduktan sonra Servet-i Fünün edebiyatı başlamıştır. Fikret şair kişiliğiyle edebiyatımızda ön plana çıkar. Onun şiirlerinin iki aşaması vardır. Birinci döneminde (1901’e kadar) sanat sanat içindir anlayışıyla yazdığı aşk ve tabiat konularına ağırlık verir. 1901’den sonra yazdığı şiirlerinin ana teması hürriyet ve medeniyettir. Divan şiirinin en önemli unsuru olan anlamın beyitte sınırlanmasını tamamen bitiren kişi Fikret’tir.  Anlamın bir beyitte tamamlanamayacağını düşünüp uygulamıştır. Kafiye düzenine serbestlik getirmiştir. Aruz kalıplarını müzikalite olarak değerlendirmiş.  Aruzu Türk diline uyarlamıştır. Konuşma diline ait ifadeleri şiire sokmuştur. Aruz kalıplarını değiştirerek kendine göre aruz kalıpları kullanmıştır. Şiirlerini çocuklar için yazdığı Şermin adlı kitabı hariç aruzla yazmıştır. Divan edebiyatı nazım biçimi olan müstezatı  genişleterek serbest müstezat olarak kullanmıştır. Şiiri nesre yaklaştırmıştır. Ahenge…

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ŞİİR
11 Türk Dili ve Edebiyatı / Aralık 27, 2016

Servet-i Fünun Dönemi edebiyatımızın birçok alanında köklü değişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Tanzimat’la başlayan yenileşme Servet-i Fünun’la devam etmiş. Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanan şairler eski-yeni tartışmasını bitirip ‘yeni’nin zaferini ilan etmişlerdir. Servet-i Fünun Şairleri; Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ahmet Reşit Rey, Ali Ekrem Balayır, Süleyman Nesip, Süleyman Nazif, Faik Ali Ozansoy, Celal Sahir Erazan Genel özellikleri; Şiirde konu ve biçim yönünden büyük yenilikler yapılmış. Kulak için kafiye anlayışı benimsenmiş. Şiirde musikiye, şekil ve kusursuzluğa önem verilmiş. Düzyazıya yaklaştırılmıştır. Aruz kalıpları konuya göre seçilmiş; bir şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanılmış. Sone, terza-rima gibi Batı’dan alınan nazım şekilleri ilk defa kullanılmış. Arapça ve Farsçadan daha önce kullanılmayan kelimeleri kullanmayı hüner olarak görmüşler. Şiir bütünlüğüne önem verilmiş. M.Ekrem’in ‘’Güzel olan herşey şiirin konusu olabilir.’’ anlayışıyla hareket etmişler.   ESKİ-YENİ TARTIŞMASI Servet-i Fünun Edebiyatı doğduğunda; Muallim Naci ile R.M.Ekrem arasında eski-yeni tartışması etkili olmuş. Muallim Naci, Türk edebiyatının kökten değil, kısmi bir şekilde modernleştirme taraftarıydı. R.M.Ekrem; kendisini yeni edebiyatın üstadı olarak görüyordu. Recaizade, M.Naci’nin şiirlerini sadece estetiği öne çıkardığı gerekçesiyle ağır şekilde eleştiriyordu.   ŞİİRDE BİÇİM Tanzimatçılar şiirin içeriğini kendi siyasi düşüncelerine ve sanat anlayışlarına göre değiştirmişler. Servet-i Fünuncular anlamı beyitle sınırlandırmayı kaldırmışlar, anlamı diğer beyitlere taşımışlar; böylece ifade…