10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Konuları
10 Türk Dili ve Edebiyatı / Ekim 23, 2017

1. DÖNEM 1. ÜNİTE: Giriş (10 ders saati) OKUMA (3X2=6 saat) Edebiyatın Tarih ve din ile ilişkisi Tarihi gerçekliğin edebi metinlerde yeniden yorumlandığı, tarihin edebiyattan yararlanabileceği üzerinde durulur. Dinî hayatın edebî dönemleri belirleyen etkenlerden biri olduğundan bahsedilir. Edebiyatın dini hayata, dinî hayatın da edebiyata ve dile etkide bulunduğuna dikkat çekilir. Türk edebiyatının tarihî dönemleri Türk edebiyatının ana dönemleri (İslamiyet’in kabulünden önceki dönem, İslami Dönem, Batı etkisinde gelişen dönem) üzerinde durulur. Bu dönemlere ilişkin bilgilendirme örnek metinler üzerinden yapılır. Türkçenin tarihî gelişimi  Sözlü edebiyat dönemi ile ilgili kısaca bilgi verilir. Yazılı edebiyat dönemi hakkındaki açıklamalar Türklerin kullandığı alfabeler (Kök Türk, Uygur, Arap, Kiril, Latin alfabesi) çerçevesinde yapılır. Dil Bilgisi Konuları: Metinler üzerinden imla ve noktalama çalışmaları yapılır. YAZMA (1X2=2 saat) Öğrencilerin “Yazının gelişimi”, “Türk yazı sanatı” ve “Alfabeler” gibi konularda bir yazma çalışması yapmaları sağlanır. SÖZLÜ İLETİŞİM (1X2=2 saat) Öğrencilerin hat sanatı, yazı tipleri/ karakterleri, kâğıt, kitap, kütüphane gibi konular üzerinde hazırlıklı bir konuşma yapmaları; konuşmalarını görsel unsurlarla desteklemeleri sağlanır. 2. ÜNİTE: HİKÂYE (5 Hafta, 25 ders saati) OKUMA (3X5=15) 1. Dede Korkut Hikâyelerinden bir örnek 2. İki halk hikâyesi 3. Bir mesnevi 4. Tanzimat Döneminden bir hikâye 5. Millî Edebiyat Döneminden bir hikâye Hikaye türünün dünya edebiyatından bir örneğine yer…

Divan Edebiyatı Genel Özellikleri
10 Türk Dili ve Edebiyatı , LYS / Nisan 12, 2017

Klasik Türk Edebiyatı, Yüksek Zümre Edebiyatı olarak da isimlendirilir. 13.ve 19. yüzyıllar arasında Anadolu’da oluşan, Arap ve Fars edebiyatları ile İslam kültürünün etkilerini taşıyan bir edebiyat dönemidir. İlk divan şairi 13. yy.’da yaşayan Hoca Dehhani’dir. Din dışı konularda yazmıştır. Şairler şiirlerini ‘’divan’’ adı verilen kitaplarda topladığından bu adı almıştır. Genellikle medrese eğitimi almış aydın zümrenin edebiyatıdır. Saray ve çevresinde oluşmuştur. Şiir ağırlıklı bir edebiyattır. Düz yazıya fazla önem verilmemiş. İçeriğe(konuya) önem verilmemiş, üslup(şekil) her zaman daha önemli sayılmış. Sanat yapmak asıl hedeftir. Edebi sanatlar bol bol kullanılmıştır. Şiirler aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Heceyle yazılmış birkaç örnek vardır. Göz için uyak anlayışı hakimdir. (Harflerin okunuşuna değil de  yazılışına göre uyak yapmak.) Tam ve zengin kafiye tercih edilmiştir. Nazım birimi genellikle beyittir. Dörtlük ve bentlerle kurulan nazım biçimleri de vardır. Kalıplaşmış söz anlamına gelen mazmun, kavramları ifade etmede ortaklaşa kullanılmıştır.  Örneğin, ‘gül deyince herkesin bunu sevgili anlamında düşünmesi. İslam kültürü ve tasavvufun etkileri olsa da genel olarak din dışı bir edebiyattır. Aşk, kadın, eğlence, şarap gibi konular fazlaca işlenmiştir. Konular soyut ve sınırlıdır. Toplumsal konulara nerdeyse hiç yoktur. Bireysel bir edebiyattır. Ağırlıklı olarak aşk acısından duyulan mutluluk işlenmiştir. Şiirlerde başlık yoktur. Kullanılan nazım biçiminin ismine göre adlandırılır. Şiirlerin çoğunda konu bütünlüğü yoktur. Beyit…

Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı (10-13.yy)
10 Türk Dili ve Edebiyatı , LYS / Nisan 3, 2017

Hem İslamiyet etkisini hem de İslamiyet öncesi Türk kültürünün etkisindedir. Eserler genellikle didaktiktir. Önce Uygur sonra Arap alfabesi kullanılmıştır. Daha çok şiir türünde eserler verilmiştir. Hem dörtlük hem beyit nazım biçimi kullanılmış. Hem hece hem aruz kullanılmıştır. Sade dilden daha ağır bir dile geçilmiş. Eserler Çağatay ve Karahanlı Türkçesiyle yazılmış. İslamiyet, ahlak ve erdem gibi kavramların öğretisi çokça işlenmiştir. Geçiş Dönemi Eserleri Kutadgu Bilig 11.yy’da Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. Mutluluk veren bilgi demektir. Arap alfabesiyle Karahanlı Türkçesinde yazılmıştır. İdeal bir yönetimin nasıl olması gerektiğini anlatan bir siyasetnamedir. Edebiyatımızdaki ilk mesnevi örneğidir. Aruzun ve beytin kullanıldığı ilk eserdir. Eserde heceyle yazılmış mani örnekleri de vardır. 6645 beyitten oluşmuştur. Sade dil ile yazılmış sembolik bir eserdir. Kün Toğdı, Hükümdar- Adaleti ve kanunu temsil eder. Ay Toldı, Veziri- Saadeti ve mutluluğu temsil eder. Ögdülmüş, vezirin oğlu- Aklı ve zekayı temsil eder. Odgurmuş, vezirin oğlunun kardeşi- ölümü ve akıbeti temsil eder. Atabetü’l  Hakayık Gerçeklerin Eşiği anlamına gelir. 12.yy’da Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır. 40 beyit ve 101 dörtlükten oluşan eserde hem hece hem aruz ölçüsü kullanılmış. Karahanlı Türkçesiyle ağır bir dille yazılmıştır. Allah, peygamber ve halifelere karşı övgü şiirlerinden oluşan didaktik bir eserdir. Divanü Lügati’t Türk Türk Dilleri Sözlüğü anlamına gelir. 11.yy’da Kaşgarlı…

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
10 Türk Dili ve Edebiyatı , LYS / Mart 27, 2017

İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı sözlü(…-8.yy) ve yazılı(8-11.yy)  edebiyat olmak üzere iki kolda ilerlemiştir. Türkçenin ilk yazılı belgeleri: “Orhun Yazıtları” (Türk adının geçtiği ilk metindir bu yazıtlar. “Orhun Yazıtları”, söylev türünün ilk örneğidir.) İlk alfabe: Göktürk (Orhun) alfabesi Bilinen ilk Türk şairi: Arpınçur Tigin İlk Türk yazarı: Yolluğ Tigin Orhun Kitabeleri’nin yazarları Vezir Bilge Tonyukuk ve Yollug Tigin’dir. Göktürk yazıtları ( Orhun Kitabeleri) İlk kez Danimarkalı bilgin Thomsen tarafından okunmuştur. Mitoloji tarihin bilinmeyen dönemlerinde yaşamış olan milletlerin inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayatından söz eden hikâyelere  denir. Mit  sözlük anlamı ” Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi, mitos” Destan milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan çoğunlukla manzum şekilde olan edebî eserlere denir. Yapma ve doğal destan olarak iki çeşidi vardır. Koşuk sığır törenlerinde (av şenlikleri) ve şölenlerde söylenen aşk, kahramanlık, doğa sevgisi temalı şiirlere  denir. Bu dönem manzumelerde hece ölçüsü ve çoğunlukla yarım uyak kullanılmıştır. Koşuklar, Aşık edebiyatındaki koşmaların karşılığıdır. Bu nedenle koşmayla koşuk arasında çeşitli bakımlardan benzerlikler vardır.  Koşukların ilk örneklerine Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügati’t Türk adlı eserinde rastlıyoruz.   İslamiyet öncesindeki sagu; Halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” adını alır. Sagunun Halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, Divan edebiyatındaki benzeri (karşılığı) mersiyedir. Sav, günümüzdeki atasözünün karşılığıdır.  İslamiyet öncesindeki Sav; Halk edebiyatında “atasözü” Divan edebiyatında…

10 Dil Anlatım 2.dönem 1. Yazılı Soruları

…………………………….. ANADOLU LİSESİ 10.SINIFLAR DİL VE ANLATIM DERSİ 2.DÖNEM 1.YAZILI SINAV SORULARI            A AD-SOYAD:                                                               SINIF:                                    NUMARA:   1) Aşağıdaki sözcükleri sıfat ve adıl görevleriyle cümle içerisinde kullanınız. (16p) Öteki  Sıfat:…………………………………………………………………………………            Adıl:………………………………………………………………………… Şöyle  Sıfat:…………………………………………………………………………………            Adıl:………………………………………………………………………… Ne kadar  Sıfat:……………………………………………………………………………            Adıl:………………………………………………………………………… Ne:     Sıfat:…………………………………………………………………………………            Adıl:…………………………………………………………………………   2) “Çalış-” fiilini sürerlik fiilinde, şimdiki zamanın hikayesi halinde 1. çoğul şahsa göre; “Yaz-” fiilini tezlik fiilinde, istek ekinin rivayeti halinde 2. çoğul şahsa göre çekimleyiniz.(4p) ……………………………                                    …………………………… 3) Aşağıdaki cümlelerde geçen anlatım bozukluklarını düzeltip cümlenin doğru şekillerini yandaki boşluğa yazınız. (15p) Kalemin mürekkebi bitince yazmaz oldu. Gömleğindeki lekeyi hemen silip giyindi. Bu soruya her denekten değişken yanıtlar aldık. Heyecandan olacak, kendini salondakilere tanıştırmayı unuttu.   4) Aşağıdaki metinde altı çizili sözcüklerin türünü, bu türün çeşidiyle birlikte altlarındaki boşluklara yazınız.(10p) “Hiç kimse,            bu     bembeyaz güvercinin      nereden     geldiğini,     burada       ne   işi olduğunu bilmiyordu. Ailemizin en büyüğü,         ona          bakma       görevini üstlendi.”      5, 6 ve 7. soruları aşağıdaki metne göre yanıtlayınız. “Babam evin denize bakan cephesine büyükçe bir ev yaptırdı. Bu ev, herkesçe çok beğenildi. Bir kez görmüş olanın bir daha unutamayacağı tarzdaydı zaten. Dikkat çekmesin deyip dışını pek süsletmemiştik. Tek istediğimiz burada, dünya döndükçe, üzülmeden, dertlerden uzak olarak yaşamaktı. Bu dileğimiz gerçekleşirse çok…

FUZÛLÎ (1495-1556)

Türk şiirinin en büyük şairlerinden olan Fuzuli’nin asıl adının Mehmed olduğu bilinmektedir. Ailesinin Türklerin Bayat boyundan olduğu ve şimdiki Irak topraklarında Kerbela veya Necefte yaşadığı bilinen Fuzuli iyi bir eğitim almıştır. Arapça ,Farsça ve Türkçe üç dilde de Divan’ı olması eğitimi konusunda bizlere bilgi, vermesi açısından önemli bir veridir. Babasının müftü olmasından dolayı iyi bir İslami eğitimden geçtiği eserlerindeki bilgilerden de anlaşılmaktadır. İlme verdiği değeri de Türkçe Divanının önsözünde de “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” sözleriyle belirtmiştir. Hayatı boyunca yaşadığı fakirlik, yalnızlık ve ilgisizlik de şiirlerini besleyen ana damarlardan biri olmuştur.   “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sâbâdan gayrı” mısraları da onun bu yalnızlığını ifade eden en çarpıcı mısralarından biridir. Fuzûlî  aruz veznini ustalıkla kullanan, şiir dili açısından da mazmunları ve sanatları incelikle şiirine işleyen usta bir şairdir. Kendisinden sonra gelen bütün şairleri az veya çok etkilemiştir. Gazel türünün büyük şairlerinden olan Fuzûlî aynı zamanda kaside ve mesnevileriyle de Türk edebiyatında adını duyurmuştur. Özellikle Hz. Peygamber’e(S.A.V) yazdığı “Su Kasidesi”nin edebiyatımızda önemli bir yeri vardır.   “Suya virsün bâğbân gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün teg virse min gülzâre su” gibi ustalıklı bir anlatım düzeyine ulaşan bu kaside Türk…

İsim Tamlamaları 

İsim tamlamasını duyduğumuzda aklımıza gelmesi gereken en önemli şey sahiplik ilişkisidir. Bir ismin başka bir isme ait olduğu kelime gruplarına isim tamlaması denir. Örnek :   Denizin dalgaları çarptıkça kıyıya parçalanıyorum.                 Yaz ayları burada çok eğlenceli geçer.   İsim Tamlamasıyla İlgili Bilgiler : Ad tamlamalarında birinci sözcük, tamlayan; ikinci sözcük tamlanandır. Örnek : Tamlayan        Tamlanan Zil in                  ses-i boya                  koku-s-u   Tamlayanın zamirlerden de oluşabilir. kişi zamiri (ben, sen, o, biz, siz, onlar) olduğu zaman tamlama ekleri değişir. Örnek :  Tamlayan              Tamlanan Ben-im                   kitab-ım Sen-in                    düşünce-n Biz-im                    evi-miz Siz-in                     fikri-niz   İsim Tamlaması Çeşitleri Belirtili İsim Tamlaması : Tamlayan ve  tamlananın ek aldığı isim tamlamalarıdır.  Örnek :   Tamlayan Eki              Tamlanan Eki  -ın, -in, -un, -ün             -ı, -i, -u, -ü      Saat-in                          cam-ı      Su-y-un                        güc-ü       Felsefe-n-in                sorunlar-ı   Belirtili Ad Tamlamasının Özellikleri : Tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük ya da sözcük grupları girebilir. Örnek : Çocuğun sabaha kadar süren ağlaması.   Tamlayanla tamlananın yeri değişebilir. Örnek :  Vurur, deryalara ışığı adaların.   Tamlayan ya da tamlanan birden çok kullanılabilir. Örnek :  Çocukluğumun acıları, sevinçleri, umutları. Annemin, babamın ve kardeşimin özlemi.   Tamlayan ya da tamlanana bağlı bir sıfat kullanılabilir. Örnek :  Yeşil gömleğin düğmeleri.               Çocuğun sarı saçları.  Kişi ve işaret zamirleri belirtili ad tamlamalarında yalnızca tamlayan sözcük olarak kullanılır. Örnek :  Senin araban                  Bunun cezası   Ad eylemler (mastarlar) hem tamlayan hem de tamlanan olur. Örnek :  Okumanın yararları Çocuğun yürüyüşü…

Paragraf (Konu Anlatımı)

  Paragraf, bir düşünceyi tam olarak anlatabilmek için bir araya getirilen cümleler topluluğudur. Yani paragrafın bütün cümleleri aynı konuyu işler ve aynı düşünceyi açıklar ya da destekler. Tek bir düşünce etrafında oluştuğundan kendi içinde bir bütünlük gösterir; kendinden önceki ya da sonraki paragraflara bir bağlılık göstermez. Bu konudaki sorular paragrafın değişik özellikleriyle ilgilidir. Genellikle paragrafın ana düşüncesi, yardımcı düşünceleri, konusu, başlığı sorulur ya da paragrafın oluşturulmasıyla ilgili özellikler üzerinde durulur. Bir veya iki tane soruda da paragrafın anlatımıyla ilgili bilgiler sorulabilir. Paragraf sorularının çözümünde bazı noktalara dikkat etmeliyiz. Bunlardan en önemlisi paragrafa yorum karıştırmamaktır. Paragrafı okurken önyargılarımızı, kabullerimizi bir kenara bırakıp paragrafta sözü edilenler üzerinde durmalıyız. Bazen bize göre çok yanlış bir düşüncenin doğruluğu savunulabilir. Paragrafta ne savunulursa onun doğru olduğu kabullenilerek soruya yaklaşmak gerekir. PARAGRAFIN KONUSU           Paragrafta hakkında söz söylenen düşünce, olay ya da durumlar konuyu verir. Konuyu bulmak için “Parçada neden söz ediliyor?” diye sorabiliriz. Yani üzerinde durulan neyse konu da odur. Bununla ilgili sorular değişik soru kökleriyle karşımıza çıkar. “Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?” “Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?” “Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden yakınılmaktadır?” gibi sorular konuyu sorar. Parçada konuyu soran bir diğer soru şekli de paragrafın bir soruya cevap olarak verilmesidir. Elbette bunlarda yazara…

Anlatım Bozukluğu
10 Türk Dili ve Edebiyatı , YGS / Ocak 31, 2017

Anlam Bakımından Anlatım Bozuklukları 1)Gereksiz Sözcük Kullanma: Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.     Örnekler: *Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.   *Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.   *Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.   *Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok.   *Ülkemizin sorunları bitmiyor, tükenmiyor.   *O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum.   *Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.   *Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.   *Onunla ilk tanışmamızı unutamam.   *Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.   *Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.   *Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.   *Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.   *Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.   *Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.   *Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.   *Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.   *Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.   *Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.   *Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.   *İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.     *Bu saatte oraya yalnız gidemem; seninle birlikte gitmek istiyorum.   *İşte seninle…

Tekke-Tasavvuf Edebiyatı Genel Özellikleri

TASAVVUF NEDİR? Tasavvuf, insanın tanrısal erdemlere benzemesini amaçlayarak, Tanrı, evren ve insan ilişkisini bir bütünlük içinde açıklamaya çalışan, dinsel ve felsefi düşüncedir. Başlangıçta günah işlemekten sakınmak, dünyasal işleri küçümsemek ve bunlardan uzak durmak, yalnızlığı seçerek sürekli Tanrı’yı anmak, kalbin ancak bu yolla temiz tutulacağına inanmak gibi düşünceler ve uygulamalarla ortaya çıkan tasavvuf 12.yüzyıldan sonra tarikatlar biçiminde örgütlenerek güçlü bir hareket durumuna gelmiştir. Tasavvufun temeli evrende tek varlığın bulunduğu, o tek varlığın dışındaki diğer varlıkların ise onun yansıması olduğu görüşüne dayanır. O tek varlık Allah’tır. Öteki varlıklar yani görünen her şey Allah’ın türlü görüntüleridir. Buna “vahdet-i vücud” denir. İnsan için varlık kazanmanın amacı “insan-ı kâmil” olmaktır. Çünkü insan dünyaya olgunlaşmış  bir varlık olarak gelmez. Olgunlaşmak için birtakım mertebeleri aşmak zorundadır. Tasavvufi anlamda” insan-ı kâmil” olmak “bekabillah” a yani sürekli olarak Allah’ın varlığında bulunma mertebesine ulaşmakla olur. ”Bekabillah”ı “Fenafillâh” yani insan varlığının Allah varlığında yok olduğu makam izler. Tasavvufun en önemli özelliklerinden biri ilahi gerçeğe ulaşmanın temelinde aşkın bulunduğudur. Allah’ a yasaklarla ya da korkularla değil sadece aşkla ulaşılabileceği inancını ön plana geçirmiştir. Tasavvufun kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Mevlana’nın eserlerinde bu inancın etkileri fazlasıyla görülmektedir. Mevlana’ya göre insan hangi din ve mezhepten olursa olsun her yerde eşittir. Dinin yalnızca kişinin…