Ahmet HAŞİM

Ahmet Haşim Türk şiirinde özgün bir konuma sahip olmasına rağmen pek anlaşılamamıştır. En önemli şiirleri şunlardır: Bir Günün Sonunda Arzu, Yollar, O Belde, Merdiven, Havuz, Başım… ”Şiirde anlam aramak bülbülü eti için kesip yemeğe benzer.” Bu söz Ahmet Haşim’in sanat anlayışının en önemli göstergelerinden biridir. 1885’de Bağdat’ta doğmuştur. On iki yaşına kadar orada kalan Haşim’in üzerinde çocukluk anıları hayatı boyunca derin izler bırakmıştır. Hâşim burada, haşin ve sert bir babayla, hassas, hastalıklı bir anne arasında ve daha çok bu annenin sevgi ve şefkat kanatları altında büyümüştür.  Sekiz yaşında iken bu aziz varlığı kaybeden çocuk için hayat bundan sonra hep acı ve üzüntüler içinde geçecektir. Daha Galatasaray’da öğrenci iken yazmaya başladığı ve 1908 de parça parça neşredilen Şiir-i Kamer’lerde derin bir anne sevgisi ve hâtırası görülür. Ama asıl dikkate şayan olanı bunların dışındaki birçok şiirlerinde sevgili veya herhangi bir kadın motifinin annesine âit vasıfları taşımasıdır.            İşte O Belde’den bir örnek: Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-ı şâma bakan Bu gözlerinle bu hüznünle sen ne dilbersin. Bir ince kadın Kadınlar orda güzel ince sâf leylîdir Hepsinin gözlerinde hüznün var Hepsi hemşiredir veyahut yâr Dudaklarındaki giryende bûseler… Haşim Galatasaray’da okurken Her sanatkâr gibi o da kendinden öncekilerin oluşturduğu hazır bir zemin bulmuştu. Galatasaray’da öğrenci…

Fecr-i Âti Genel Özellikleri

Servetifünun dergisi 1901 yılında kapatıldıktan sonra altı ay sonra tekrar geri açılsa da sanatçılar artık dağılmışlar ve kendi köşelerine çekilmişlerdi.  Dergi edebiyatla da ilgisi azaltmış eskisi gibi bilim dergisi bünyesine bürünmüştür. 1908’de II. Meşrutiyetin ilanından sonra sanatçıların tekrar servetifünun dergisinde buluşup eski günlerine dönecekleri beklense de bu gerçekleşmedi. Şehabettin Süleyman 2. Meşrutiyetle yeni bir edebi devrin doğduğuna inanıyordu. Birçok şair ve yazarla konuşarak onları Hilal matbaasındaki toplantıya çağırdı. 20 Mart  1909’da toplanıldı. Topluluğa ilk olarak Sina-yı Emel ismi teklif edildi ama beğenilmeyince  Faik Ali’nin teklif ettiği Fecr-i Ati ismi (Geleceğin Aydınlığı) kabul edildi. Topluluğa başkan olarak Faik Ali seçildi. Bu topluluk Servetifünun dergisinde 24 Şubat 1910’da bir beyanname yayınlayarak edebiyat sahnesine çıktı. Edebiyatımızda ilk defa bir bildiri yayınlayarak oluşmuş topluluk Fecr-i Ati topluluğudur.     FECR- İ ATİ BEYANNAMESİNİN ÖZETİ: Edebiyatı çok ciddiye almak, onu hoş vakit geçirmek için bir araç olarak görmemek gerekir. Bu inanışın edebiyatımızdaki ilk temsilcileri ise Servetifünun sanatçılarıdır. Gerçekten, edebiyatın ciddi bir çaba olduğu konusunda Türk kamuoyuna ilk rehberliği yapan onlardır. Servetifünun sanatçıları 1908’den sonra ortada görünmemişlerdir. O halde yaptıkları hizmet beğenilmekle beraber artık onlara “geçmiş’’ gözüyle bakmak gerekir. Avrupa edebiyatındaki benzeri toplulukların küçük bir örneği olan Fecr-i Ati ise Türk edebiyatının geleceğini temsil etmektedir. Dilin, edebiyatın,…