Kızıl Elma
ŞİİRLER / Nisan 10, 2017

Ziya Gökalp’in bu hikaye tadında destansı şiiri, Türk kültürü ve mitolojisinde geçen ‘Kızıl Elma’ motifini anlamak açısından oldukça önemlidir. Şair bu şiirde Kızıl Elma kavramını somutlaştırarak olay örgüsü çerçevesinde anlatmaya çalışmıştır. Uzun bir şiir olmasıyla birlikte sürükleyici bir hikaye gibi heyecanla okuyacağınız güzel bir şiir.   Bir varmış, bir yokmuş, Tanrı’dan başka Kimseler yok imiş, yakın zamanda   (Bakû’)da milyoner bir kız var imiş; Türklüğü çok sever, yurda yâr imiş;   Adı (Ay Hanım)mış, hanlar soyundan; Anası Kırgız’ın (Konrad) boyundan.   Uzun boylu, kumral, yüksek alınlı: Şerefli bir kökün güzel bir dalı.   Babası, annesi öldüler birden, Kendisi Paris’te tahsilde iken;   Dayandı bu kahra, şevki sönmedi; Tuttuğu mukaddes yoldan dönmedi.   İsterdi Turan’da mektepler açmak, Hakikat nurunu ruhlara saçmak.   Bunun-çin lazımdı bilmek en yeni Terbiye tarzını, tedris ilmini.   Bu yolda, arzusu kadar yükseldi, Nihayet Paris’ten Bakû’ya geldi.   Biri erkeklere, biri kızlara, İki mektep yapmak için mimara   Emirler vererek işe başladı. (İstikbal Beşiği) mektebin adı.   Bir yanda inşaat devam ederken, (Ay Hanım) meşhur bir ilim ehlinden   İslâm’ın ruhunu dahi öğrenmek İçin çalışırdı, Garb’e yeltenmek   Ona kâfi gibi görünmüyordu: “Şarkı da tanımak lazım” diyordu.   Diyordu: “Halk bahçe, biz bahçıvanız; Ağaçlar gençleşmez aşıdan yalnız;…

Çanakkale Şehitlerine
ŞİİRLER / Mart 18, 2017

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmaraya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle- bu: bir Avrupalı! Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. (1) Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, (2) Ostralyayla berâber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ… Hani, tâûna da züldür bu rezîl istîlâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl, Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz… Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra melundaki tahrîbe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor amâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer… Kafa,…

AŞK KOKUSU
ŞİİRLER / Mart 10, 2017

Aşkın kalbimdeki taş Gönlümdeki ova Bir şimşek iner Selam veren kara bulutlara Yağmur damlaları bir zift misali Yağar, karışır nehrin berrağına Bir şimşek daha çakar Bir taş çatlar İçinden nehirler, ovalar akar Yönü sen, kıblesi sen Bu nehirlerin Aşk kokar her bir zerresi Dere yatağı senin gönlündür Benden sana uzanır Sana söyleyemediğim Boğazıma dizilen her kelime Bu suda saklıdır Gözlerine bakınca Bir yıldırım daha iner Taşırır pınarları, dereleri Dayanır gözlerime Göz yaşım süzülür damla damla Yanaklarımın uçurumlarından İZZET EMRE KAYAOĞLU Yalnızlığın yalnızlık olduğu Saatlerde, gecelerde Elimde kalemim Feryatlarım dilimde Gönlümün kulağı sağır Can çekişir Ruhumun ücra köşelerinde Nehirler taşar gönlümden Vurur gözlerimin kıyılarına Dalga dalga … Sonra sen gelirsin aklıma Düşer bir damla daha Susup derdimi dinleyen kağıda Sel aldı gözlerim Şelale oldu yanaklarım… Bir yanım duman altı Beyin iflas, gönül sarhoş Rutubetli bir oda Sisli bir gece Bir örümcek var cılız Tutunmuş ağına bir köşede Neyi bekler böyle, amaçsızca Anlamadım, anlayamadım… Bende böyleyim galiba Sana bağlanmışım Bekliyorum amaçsızca gelmeni Gelmeyeceksin biliyorum Bağlanmak, sevgi örmek kalbe Saçmalık, delilik Sevgi örüyorum yollarına Bekleyeceğim gelmeni İZZET EMRE KAYAOĞLU

ŞEN SOFRA
ŞİİRLER / Mart 10, 2017

Bu gece mey eşlik eder bana Alttan güzel bir müzik tınısı gelir Denizden çıkan balıkların taze kokusu gelir sonra Martı sesleriyle ne güzel olur Bu şen sofra Bu gece insanlar eşlik eder bana Sohbet hayli cümbüş olur Kahkahalar, bağırışlar duyulur sonra Çocuk gülüşleriyle ne güzel olur Bu şen sofra Bu gece şiirler eşlik eder bana Her mısrası sen olan şiirler okurum Dörtlüklerde senin ışığın parlar sonra Kelimelerin ahengiyle ne güzel olur Bu şen sofra Bu gece şarkılar eşlik etti bana Melodisi keskin bıçak gibiydi Yüreğime derinden saplandı sonra Sözlerin giziyle ne güzel olur Bu şen sofra Her şey eşlik etti de bir sen eşlik etmedin bana MERT YAMAN

ANLADIM
ŞİİRLER / Şubat 25, 2017

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.   Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım..   Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.   Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..   Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım..   Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..   Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım..   Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..   Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..   ”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ”git” dediğimde anladım..   Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım..   Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..   Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..   Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..   Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni affetmeni ölürcesine istediğimde…

ÜÇ DİL
ŞİİRLER / Şubat 24, 2017

  En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin En azından üç dil Birisi ana dilin Elin ayağın kadar senin Ana sütü gibi tatlı Ana sütü gibi bedava Nenniler, masallar, küfürler de caba Ötekiler yedi kat yabancı Her kelime arslan ağzında Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla Kök sökercesine söküp çıkartacaksın Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek Her kelimede bir kat daha artacaksın En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Canımın içi demesini Kırmızı gülün alı var demesini Nerden ince ise ordan kopsun demesini Atın ölümü arpadan olsun demesini Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini İnsanın insanı sömürmesi Rezilliğin dik alası demesini Ne demesi be Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil Çünkü sen ne tarih ne coğrafya Ne şu ne busun Oğlum Mernus Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun. Bedri Rahmi EYUBOĞLU

Ümit Yaşar Oğuzcan’dan Şiirler
ŞİİRLER / Şubat 15, 2017

          Bir Gün Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum Gecelerden bir gece uyanırsan apansız Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse Bil ki SENİ SEVİYORUM   Çıkmaz Sokak Bir daha dünyaya gelsem Yine seni severdim Beni üzesin diye Beni deli divane edesin diye Biliyorum Sen de bir daha dünyaya gelsen Yine beni sevmezdin Kahrımdan öleyim diye   Kum Sen kum nedir bilmezsin Deniz görmedin ki. Yum gözlerini, zamanı düşün, Deniz bir gözünde Kum bir gözündedir. Sen taş nedir bilmezsin Dağa çıkmadın ki Yürü ufuklara doğru, Dağ bir ayağında Taş bir ayağındadır Sen kül nedir bilmezsin Ateş yakmadın ki, Uzat ellerini gökyüzüne, Ateş bir elinde Kül bir elindedir Sen kan nedir bilmezsin Ölmedin, öldürmedin ki,…

Yahya Kemal’in Şiiri Üzerine
ŞİİRLER / Şubat 12, 2017

                       Kar Musikisi Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.  Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.  Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı,  Yüzlerce ağızdan koro halinde devamlı,  Bir erganun ahengi yayılmakta derinden…  Duydumsa da zevk alamadım İslav kederinden.  Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,  Tanburi Cemil Bey Çalıyor eski plakta.  Birdenbire mesudum işitmek hevesiyle,  Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.  Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,  Uykumda bütün bir gece körfezdeyim artık! Aruzla yazılmış, sade muhteşem bir şiir. Edebiyatımızın en büyük şairlerinden Yahya Kemal, aruz ölçüsünü halkın konuştuğu Türkçeye en güzel uyarlayan şairdir. Aşağıda onun şiir anlayışını anlatan birkaç alıntı: Şiirin vezin, kafiye ve iç ahenge dayandığına inanan Yahya Kemal, Türk şiir geleneğinde önemli bir yer tutan aruzu tercih etmiştir. Paris’ten döndüğü yıllarda daha çok eski dille, eski tarzda tarihî hayat sahnelerini tasvir eden gazeller söylemiştir. Böyle yaparken bir yandan eski kültürle birlikte eski dilin de tarihe karışmakta olduğunu fark ediyordu. Hece ile ve sade dille şiir yazmayı denedi, ancak bundan memnun kalmadı. Sade dil onun hoşuna gidiyor; bu dil anlayışının zamanla daha çok kabul göreceğine inanıyordu. Bu durum karşısında başarılması güç, fakat kendisi için gerekli olan…

Millet Şarkısı
ŞİİRLER / Şubat 9, 2017

Çiğnendi, yeter, varlığımız cehl ile kahre; Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz. Birlikte bu gün bulmalıyız derdine çare. Can kardeşi, kan kardeşi, şan kardeşiyiz biz. Millet yoludur, Hakk yoludur tuttuğumuz yol; Ey Hakk, yaşa ey sevgili millet, yaşa.. Var ol! Gel kardeşim, annen sana muhtaç; ona koşmak. Koşmak ona, kurtarmak o bi-bahtı vazifen. Karşında göğüs bağır açık, ölgün yatıyor bak; Onsuz yaşamaktansa beraber ölüş ehven! Her an o güzel sineyi hançerliyor eller; İmdadına koşmazsak eğer mahvı mukarrer. Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa, Hakk’ında bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır; Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa Sönmez ebedi her gecenin gündüzü vardır. Millet yoludur, Hakk yoludur tuttuğumuz yol, Ey Hakk, yaşa ey sevgili millet, yaşa.. Var ol! Vaktiyle baban kimseye minnet mi ederdi? Yok, kalmadı haşa sana zillet pederinden Dünyada şereftir yaşatan milleti, ferdi, Silkin, şu mezellet tozu uçsun üzerinden. İnsanlığı pa-mal eden alçaklığı yık, ez; Billah yaşamak yerde sürüklenmeğe değmez. Haksızlığın envaını gördük.. Bu mu kanun? En gamlı sefaletlere düştük.. Bu mu devlet? Devletse de, kanunsa da, artık yeter olsun; Artık yeter olsun bu deni zulm-ü cehalet.. Millet yoludur, Hakk yoludur tuttuğumuz yol, Ey Hakk, yaşa ey sevgili millet, yaşa.. Var ol! Tevfik Fikret

Behçet Necatigil’in ”Sevgilerde” Şiirinin Tahlili

                                                                                                                 SEVGİLERDE Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz)   Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi  Kalbinizi dolduran duygular  Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı. BEHÇET NECATİGİL GİRİŞ Behçet Necatigil (1916- 1979) yılları arasında Türk şiirine kendi damgasını vurmuş önemli şairlerimizdendir. Şiir evrenini ilk olarak Garip çizgisinde şekillendirmiş ve daha sonra halk edebiyatı, divan şiiri ve Batı şiirinin özellikleri ile besleyerek, güçlü şiirler vücuda getirmiştir. Kendine has bir üslup dünyasına sahip olan Behçet Necatigil kulaklarımızda ve zihnimizde ayrı bir tat bırakan birçok şiirin altına imzasını atmıştır. Şiirlerinde oluşturduğu yeni çağrışım yumakları onun dili ne kadar titizlikle kullandığının bir göstergesidir. Şairimizin oluşturduğu her çağrışım yumağı, anlam…